Göğüs dekoltesindeki estetik!

14 Ekim 2010 Yazan  
Kategori Estetik Cerrahi

 

Göğüs dekoltesindeki estetik!

Göğüslerinizden şikayetçi misiniz? Op. Dr. Yakup Avşar sizler için göğüs estetiğindeki yenilikleri anlatıyor.

Kadın için meme, cinsel kimliğin bir parçası hatta görülen yüzüdür. Göğüs dekoltesi denildiğinde memelerin vücutla orantılı büyüklükte ve formda olması gerekir. İdeal görünümlü meme kişinin boyu-omuz genişliği ile orantılı, üst iç kısmı dolgun, meme uçları simetrik olarak karşıya bakan, alt kısmında sarkmanın görülmediği birbiri ile eşit büyüklükte ve şekildedir. Bunları sağlayabilmek için de her yaş, her meslek grubu ve kişinin arzusu doğrultusunda memelere işlem yapılır.
 

 
MEME BÜYÜTME (AUGMENTASYON MAMOPLASTİ)

Meme büyüklüğünü istediği oranda olmayan ya da standarın altında kalan bayanlarda, meme protezi operasyonu ile meme istenilen büyüklüğe getirilir. Günümüz teknolojisinin sunduğu etrafı silikon içi koheziv jel protezlerdir. Bu protezler; patlamaz, memeye yerleştirildiğinde doğal meme dokusundan ayırtedilmez ve kanserleşme riski taşımaz. Kalıcı ve en etkili gerçek meme büyütme yöntemi sadece bu tür protezlerle yapılabilir.

Protez operasyonlarında hedef memede iz bırakmadan, meme dokusuna dokunmadan, kas altına protezi yerleştirebilmektir. Bunun en etkili yöntemi koltuk altından protezi yerleştirmek olur. Ancak memede sarkma ve meme uçlarında asimetri ve büyüme de varsa bu kez meme ucu yöntemi denenir. Hastanın isteği ile meme ve meme uçlarına dokunulmadan da meme altı dokusundan da protez yerleştirilebilir.

Protez operasyonu doğum yapmamış genç kızlara en sık yapılan meme operasyonudur. Süt vermeyi engellemediği gibi ileriki yıllarda yapılacak rutin meme taramalarında sıkıntı yaratmaz. Operasyon sonrası 3-4 gün içinde de işe dönülebilecek kadar da hızlı iyileşme olur.

MEME KÜÇÜLTME (REDACTİON MAMOPLASTİ)

Meme büyüklüğü nedeniyle boyun-sırt-omuz hatta bel ve diz ağrısı yaşayan, sütyen askıları omuzlarında iz bırakan ve meme altları ve aralarında egzama (kızarma ve kaşıntı) şikayeti yaşayan bayanlar için kurtarıcı operasyondur. Büyük ve sarkık memekişiyi kilolu ve beden yaşını ileri gösterir. Ayrıca psikolojik sıkıntı verebilir, istediği gibi giyinememek ,öne doğru kamburlaşmak ve postürün bozulmasına sebep olur.

Meme küçültme operasyonlarında yeni tekniklerin kullanımı en az iz bırakımayı ve süt kanallarını korumayı hedefler. Meme küçültme sonrası mutlaka memelerin büyüklüğüne göre meme ucundan altına uzanan bazen lolipop şekeri, bazen L, bazen de ufak ya da uzun bir ters T izi mutlaka kalır. Ancak izlerin birçoğu ilk yılın ardından oldukça azalır, kişinin yaşadığı estetik ve konfor da bunu unutturur.

MEME DİKLEŞTİRME (MASTOPEKSİ)

Doğum yapma ya da kilo vemelerden sonra, memedokusu içindeki yağ ve meme dokusu eriyerek azalırken meme cildinde bolluk oluşur. Memelerin toparlatılması, istenilen büyüklüğe getirilmesi ve cilt fazlalığının çıkarılması meme dikleştirme işlemidir. Bazı durumlarda meme dokusunun yeterince kalmamış olduğu görülebilir ki meme protezi de kullanılabilir. Yeterli meme dokusunun olduğu durumlarda ise sadece memelerin toparlanması ve cildin çıkarılması yeterli olur. İyileşmesi 3-4 günde tamamlanan, sonuçları hastaları çok memnun eden bu işlem de diğer meme operasyonları gibi güvenilir ve kalıcı bir yöntemdir.

 
MEME ASİMETRİSİ

İki meme arasında büyüklük ve şekil farkının olmasıdır. Memeler küçük ve asimetrik ise uygun protezlerle bu durum düzeltilebilir. Memeler hem büyük hem de asimetrik olduğunda iki meme arasında farklı oranlarda doku çıkarılarak tedavi edilir. Aralarında çok fazla asimetri olan memelerde ise bir taraf küçültülürken diğer taraf büyütülebilir.

MEME UCU ESTETİĞİ

Genç ve doğum yapmamış kadınlardaki meme uçlarındaki koyu kahverengi alan 3,5-4 cm çapında, simetrik ve meme uçları dışarıya doğrudur. Kilo alma, genetik ve doğum sonraları bu yapılarda deformasyon olabilir. Bazen özellikle genç kızlarda meme ucu içeriye çökük (inverte nipple) olabilir. Tüm bu şikayetler sadece bu bölgelerin uyuşturulması ile kolaylıkla cerrahi olarak düzeltilebilir.

 
ERKEKTE MEME BÜYÜMESİ (JİNEKOMASTİ)

Erkek memesinin kadın memesi şeklinde büyümesidir.Yenidoğan, ergenlik ve yaşlılık dönemlerinde memelerde büyüme görülebilir. Ancak ergenlik sonrası devam eden büyümelerin cerrahi olarak tedavi edilmesi gerekir. Genç erkekler için psikolojik sıkıntı yaratan bu durumun tedavisi meme içeriğine göre değişir. Operasyon öncesi yapılan incelemede meme yağ dokusu yönünde büyümüş ise liposuction dediğimiz yağ çekme işlemi yeterli olur. Ancak çoğu kez de görüldüğü gibi meme ve yağ dokusu birlikte artmış ise meme ucundan girilerek dokunun çıkarılması gerekir. Büyümenin çok fazla olduğu ender durumlarda memeyi cildinden de çıkarmak gerekir. Yapılan işlemler farklı olsa da; ortalama 1 haftada da iyileşme tamamlanır.

 

~~ Kaynak: ForumozeL.CoM ~~

Meme kanseri hakkında her şey !

09 Ekim 2010 Yazan  
Kategori Sağlık - Hastalıklar

 

 

Meme kanseri hakkında her şey !

 

Türkiye Meme Vakfı, internet sitesinde meme kanseri ile ilgili toplum bilincini yükseltip bunun sonucunda, erken tanı ile meme kanserine bağlı ölüm oranlarını düşürmeyi hedefliyor.

Yaşamı boyunca kadının memesinde bir sertlik fark etmesi ya da ağrı gelişmesi sık rastlanan bir durumdur. Memede fark edilen sertliklerin, kitlelerin ve değişikliklerin büyük bir çoğunluğu kanser değildir. Eğer kanserse bile meme kanseri, en kolay taranabilen ve erken teşhisi hayat kurtaran bir kanser türüdür.

MEME KANSERİ NEDİR?
Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.

MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ NEDİR?

Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;

Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir.

Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır.

Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.

Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.

Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi, fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.

Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir
 

Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka faktörler de rol almaktadır.

Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır.

Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.

Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir. Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.

KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?

Daha önce memede kansere öncü sayılabilecek bir lezyonun bulunmuş olması

Genetik olarak meme kanseri gelişimine yatkın genleri taşımak

Ailesinde veya akrabalarında meme kanseri gelişmiş olması

Uzun süreli doğum kontrol haplarının kullanılması

Menopoz sonrası dönemde uzun süreli ve yüksek dozlarda östrojen replasman tedavisi yapılması

Çocukluk veya gençlik çağında başka bir nedenle göğüs bölgesinin ışınlanmış olması

Adet başlama yaşının erken, adetten kesilme yaşının geç olması

Hiç doğum yapılmaması veya ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapılması

İlerlemiş yaş. Meme kanseri en sık 50-65 yaşları arasında görülüyor

Aşırı yağlı gıdalarla beslenme

Mamografi taramalarında yoğun meme saptanması

Yumurtalık ya da rahim kanseri hikayesi olması

Elektromanyetik alanlara ve radyasyona sürekli maruz kalmak

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

1- Memede şişlik olması. Genellikle ağrısız, sertçe, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen kitle varlığı

2- Memenin genel olarak boyutunda veya şeklinde oluşan değişik olması

3- Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler şeklinde değişikliklerin meydana gelmesi

4- Meme başı ve çevresinde renk ve şekil değişikliği, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar oluşması, yaralar çıkması

5- Meme başından gelen kanlı veya kansız akıntı

6- Koltuk altında görülebilen veya elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişliklerin varlığı

MEME KANSERİ RİSKİ AZALTILABİLİR Mİ?

Egzersiz: Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir.

Beslenme: Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmektedir.

Ayrıca;

1- Her ay memelerinizi kendiniz muayene ediniz.
2- Varsa risk faktörlerinizi belirleyiniz. Eğer bir risk faktörünüz varsa hangi periyotla nasıl takip edileceğinizi öğreniniz.
3- Yılda bir kere meme hastalıkları ile uğraşan bir cerraha muayene olunuz.
4- 40 yaşından sonra 2 yılda bir kez, 50 yaşından sonra her yıl düzenli mamografi çektiriniz.
5- Olabildiğince ideal kilonuzu korumaya çalışınız. Lifli gıdalar, bol sebze ve meyveye ağırlık veriniz.
6- Düzenli spor yapınız.
7- Sigara içmeyiniz, aşırı alkollü içkiden kaçınınız.

ELLE MEME MUAYENESİ NASIL YAPILIR?

Meme dokusunda kanallar, süt bezleri, bağ dokusu ve yağ mevcuttur. Memedokusunun altında ise kas ve kaburga kemikleri bulunmaktadır. Bu yüzden memelerde küçük bezeler ya da birtakım sertlikler hissetmeniz normaldir. Özellikle adet dönemlerinden hemen önce dokuda fazla sıvı toplanacağından memenizde dolgunluk, ağrı ya da kitle hissedebilirsiniz. Her ay adet gördükten bir hafta sonra kendi kendinize yapacağınız meme muayeneleri sırasında memelerinizin yapısını daha iyi tanıyacak, elinize gelen sertliğin normal olup olmadığını daha kolay ayırt edebileceksiniz.

1- Önce bir aynanın karşısında kollar serbest durumdayken memelerin büyüklüğüne (birinin daha büyük olması normal olabilir), şekline, meme başlarının şekil ve simetrisine bakın. Meme derisi üzerinde kırışıklık, çukurlaşma, kabuklanma gibi değişikliklerin olup olmadığını kontrol edin.

 

 

2- Her iki meme başını nazikçe sıkarak meme başından akıntı olup olmadığını kontrol edin. Eğer muayenede akıntı görüyorsanız doktorunuza danışın. Bundan sonra elle muayene işlemine geçin. Memenin elle muayenesinde orta üç parmağınızın iç yüzlerini kullanın. Parmaklar birbirine yapışık tutulmalıdır. Muayene edilen meme tarafındaki elinizi başınızın üstüne koyun ve şekilde gösterilen doğrultulardan birisini uygulayarak meme dokusu içinde olağandışı bir kitle ya da sertlik olup olmadığına bakın. Olağandışı kitle, daha önceki muayenelerde hissetmediğiniz ve bir önceki muayeneye göre memenizde anormal hissetiğiniz kitledir. Aynı işlemi diğer taraftaki memeye de uygulayın.

3- Daha sonra iki elinizi başınızın üstüne koyun ve kollarınızı açarak memenin sınırlarına, şekline, meme cildi üzerinde şişme, çukurlaşma, renk değişikliği ya da olağan dışı başka değişikliklerin olup olmadığına bakın.

4- Elle meme muayenesi duş alırken de yapılabilir. Parmaklarınızı sabunlu cilt üzerinde daha kolay hareket ettirebilirsiniz.Bir sonraki aşamada ise aynı muayeneyi sırt üstü yatar durumda gerçekleştirin.

5- Bir sonraki aşamada ellerinizi belinize koyarak, dirseklerinizi ve omuzlarınızı öne doğru eğin, göğüs kaslarınızı kasın ve yine meme sınırlarının ve şeklinin düzgün olup olmadığını kontrol edin. Meme ucundan akıntı olup olmadığına da bakmanız gerekir.

Kendi kendine meme muayenesini ne sıklıkla yapmak gerekir?

Ayda bir kez düzenli olarak yapacağınız muayene, memedeki normal olmayan değişiklikleri belirlemek açısından yeterlidir. Bunun için kendinize bir gün seçin ve bunu takvime işaretleyerek unutulmamasını sağlayın.

MEME KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ?

Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.
Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının uygulamasıdır.

MEME KANSERİ NASIL ERKEN TESPİT EDİLEBİLİR?

Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre farklılık göstermektedir.

Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.

Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamogrofiyi çektirmeleri gereklidir.

Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir.

KADINLAR KENDİLERİNİ NASIL MUAYENE ETMELİDİR?

Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini muayene etmesi gerekir. Her ay düzenli olarak kendisini muayene eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder.

Kadınlara kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli kitap ve broşürler var. Fakat bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme muayenesini öğreten silikon meme kiti ve video filmleri bulunmaktadır. Vakfımızda meme muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler şeklinde verilmektedir.

MUAYENE SIRASINDA FARK EDİLEBİLECEK DEĞİŞİKLİKLER NELERDİR?

Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır:

Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,

Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,

Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,

Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,

Memenin şeklinde değişiklik,

Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,

Meme başında ortaya çıkan akıntı.

MEME KANSERİ RİSKİNİZ NEDİR? KENDİNİZİ TEST EDİN

1- İlk adetinizi görme yaşınız kaçtır?
A) 11 yaşından sonra
B) 11 yaşından önce

2- Menapoza girme yaşınız kaçtır?
A) 55 yaşından önce
B) 55 yaşından sonra

3- İlk doğum yaşınız kaçtır?
A) 30 yaşından önce
B) 30 yaşından sonra veya hiç doğum yapmamış iseniz

4- Uzun süre doğum kontrol hapı kullandınız mı?
A) 3 yıldan daha az süreli kullanmış iseniz
B) 3 yıl ve daha uzun süre kullanmış iseniz

5- Uzak akrabalarınızda 1 veya 2 tane meme kanseri var mıdır?
A) Yok
C) Var

6- 1 tane yakın akrabanızda (anne, kız kardeş, çocuk) akrabanızda meme kanseri var mı?
A) Yok
D) Var

7- Birden fazla yakın akrabanızda meme ya da yumurtalık kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var

8- Yakın akrabalarınızda iki taraflı veya genç yaşta (40 yaşın altında) gelişen meme kanseri var mıdır?
A) Yok
E) Var

Puanlama:
A : 0 puan
B : 1 puan
C : 5 puan
D: 10 puan
E: 20 puan

Değerlendirme:

0 Puan: Bir risk faktörünüz yok. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %10 civarında. Standart tarama programına giriniz.

1-4 Puan: Hafif risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma riskiniz %10-15 arasında. Standart tarama programına giriniz.

5-9 Puan: Orta dereceli risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %10-20 arasında. Standart tarama programına giriniz.

10-19 Puan: Yüksek risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %20 nin üzerinde. Özel tarama ve takip programına ihtiyacınız var.

20-59 Puan: Oldukça yüksek bir risk grubundasınız. Yaşam boyu meme kanserine yakalanma oranınız %20-85 arası. Özel tarama ve takip programına ihtiyacınız var.

MAMOGRAFİ NEDİR?

Mamografi, düşük dozda çekilen bir meme rontgen filmidir. Memede, muayene ile saptanamayacak kadar küçük anormalliklerin tespit edilmesi amacı ile çekilir. Mamografinin gerçek değeri budur. Çünkü, bu sayede, hastalık muayene ile tespit edilebilecek safhadan önce saptanır. Bu nedenle kesin hayat kurtarıcıdır. Kırk yaşını geçen kadınlar her yıl veya iki yılda bir mamografi çektirmeli ve her yıl uzman bir hekime meme muayenesi olmalıdır. Elli yaşını geçen kadınlar ise her yıl mamografi çektirmeli ve hekime muayene olmalıdır.

MAMOGRAFİ NE ZAMAN ÇEKTİRİLİR?

Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda mamografi çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Ayrıca adet bitimini takip eden hafta, hormonal nedenlerle memelerin şişliği en alt düzeydedir ve bu sırada daha iyi sonuçlar alınmaktadır. Bu sebeplerden dolayı herhangi özel bir durum olmadıkça, mamografi çekiminin, adetin bitimini takip eden haftada yapılması önerilmektedir.

MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEYE GİDERKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.

MEMEDE BİR KİTLE TESPİT EDİLDİĞİNDE NE YAPILMALI?

Memede bir kitle tespit edilince bunun kanser mi, yoksa başka bir hastalık mı olduğu araştırılmalıdır. Şunu önemle vurgulamak gerekir ki, memede saptanan her kitle kanser değildir. Bu nedenle, memede şüpheli bir kitle saptanınca, hemen korkup telaşlanmaya ve paniğe kapılmaya gerek yoktur. Memede bir kitle saptandığında, bir hekime başvurarak daha ileri tetkiklerin yapılması gereklidir.

 

 

MEME KANSERİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur. Bir çok tedavi olanakları ortaya çıkmıştır. Bu olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.

Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde cerrah, onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog, psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş ve özellikle çalışma alanları meme kanseri üzerinde yoğunlaşmış hekimler bulunur.

MEME AMELİYATLARI NELERDİR?

Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması vardır. Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar ve memenin tümünün çıkartılmasına yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Bunlara ek olarak da, alınan memenin yerine, plastik cerrahi teknikler ile yeniden meme rekonstrüksiyonu yapılması ameliyatları vardır

KEMOTERAPİ NEDİR?

Kanser hücrelerini öldürücü ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damardan verildikten sonra tüm vücuda yayılır. Genellikle, aynı anda birkaç ilaç birlikte verildiğinde daha etkili olduklarından, değişik kombinasyonlar halinde verilirler. Kemoterapi, belirli bir süre verilir ve sonra ara verilir. Bu aralarda hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Daha sonra tekrar bir süre ilaç verildikten sonra ara verilir.

Bazı olgularda lokal olarak yapılan cerrahi tedaviye ek olarak, ilaç tedavisi de eklemek gerekebilir. Hastalarda cerrahi tedavi sonrası yapılan tetkiklerde, herhangi bir bölgede kanser kalmamış olsa bile, koruyucu önlem olarak bir süre ilaç tedavisi yapılabilir. Bu tedaviye adjuan kemoterapi denir.

HORMON TEDAVİSİ NEDİR?

Bazı meme kanseri hücreleri, içerdikleri hormon reseptörleri (algılayıcıları) aracılığı ile dişilik hormonu olan östrojene duyarlı olabilir. Yani, östrojen hormonu bu kanser hücrelerinin büyümelerine ve artmalarına neden olabilir. Hormon tedavisinde amaç, bu şekilde östrojen reseptörü içeren ve bu hormona duyarlı olan kanser tiplerinde, östrojen etkisinin ortadan kaldırarak kanserin gelişmesinin önlenmesidir. Bu amaçla günümüzde kullanılan ilaç, tamoxifendir. Tamoxifen tedavisi, genellikle en az iki yıl ve en fazla beş yıl sürmektedir.

IŞIN TEDAVİSİ (RADYOTERAPİ) NEDİR?

Işın tedavisi, meme bölgesine ve koltuk altına uygulanarak, cerrahi girişimden sonra kalma olasılığı olan kanser hücrelerinin öldürülmesini sağlamak amacı ile yapılır. Bu tedavinin de, diğer tedaviler gibi bazı yan etkileri vardır. Bu tedaviyi gören kadınların çoğu halsizlikten yakınırlar. Memede şişme ve ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu yan etki yaklaşık bir yılda kendiliğinden kaybolur. Tedavi edilen bölgedeki deri, güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içinde azalır.

ERKEKLERDE DE MEME KANSERİ GÖRÜLÜR MÜ?

Kadınlara kıyasla daha az görülmekle birlikte, erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Her 100 meme kanserinden birisi erkeklerde görülür. 1993-1997 yılları arasında, erkeklerde görülen meme kanseri oranı % 50 artış göstermiştir. Bu nedenle erkeklerin de bu konuda duyarlı olmaları gereklidir.

DÜNYADA MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Meme kanseri bir çok ülkede, kadınların en korkulu sağlık sorunu olma özelliğini taşımaktadır. Günümüzde ABD’ de, sekiz kadından birisi meme kanserine yakalanmaktadır. Bu oran Avrupa ülkelerinde on kadında birdir. Meme kanseri ile ilgili sayıları şu şekilde sıralayabiliriz;

1950-1970 yılları arasında ABD’ de, 1milyon kadın meme kanseri nedeni ile hayatını kaybetti. Bu sayı ABD’nin 2. Dünya savaşı, Kore ve Vietnam savaşlarında kaybettiği insan sayısından fazladır. 1998 yılında Avrupa’da 1 milyon kadın, meme kanserin nedeni ile tedavi görmektedir. 2000 yılında dünyada 1 milyon kadına, yeni meme kanseri tanısı konacaktır. Dünyada her 11 dakikada 1 kadın, meme kanseri nedeni ile hayatını kaybediyor. Dünyada her 3 dakikada 1 kadına, yeni meme kanseri tanısı konuyor.

TÜRKİYE’DE MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Türkiye’ de sağlıklı bir istatistik bulunmuyor. Gerek beslenme, gerekse iklim açısından, ülkemiz şartlarına yakın sayabileceğimiz bir Akdeniz ülkesi olan İtalya istatistiklerini ülkemize uyguladığımızda, Türkiye’ de her yıl 30 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır.

Sayılar soyut kavramlar oldukları için fazla bir anlam taşımayabilir. Fakat bir an durup düşünürsek, yakın çevremizde, akraba ve dostlarımız arasında, bu sorun ile karşılaşmış birkaç tanıdığımızı, mutlaka anımsayacağız. Sorunun hiç de sandığımız kadar bizden uzak olmadığını, güç de olsa kabul etmeliyiz.

DÜNYADA MEME KANSERİ ARTIŞ GÖSTERİYOR MU?

Hastalığın diğer bir özelliği de, görülme sıklığının artıyor olmasıdır. Kırk yıl önce 1960 yıllarında, ABD’ de yirmi kadından birisinde meme kanseri görülürken, günümüzde sekiz kadından birisinde meme kanseri görülmektedir. Hastalığın gösterdiği bu artış, tüm gelişmiş batı ülkelerinde izlenmektedir. Meme kanseri görülme oranı artış göstermekle birlikte, teknolojik gelişme ve erken tanı olanaklarının artmasına bağlı olarak, meme kanseri ölüm oranı aynı kalmıştır, artmamıştır.

MEME KANSERİNDEN ÖLÜM ORANI YÜKSELİYOR MU?

Batı ülkelerinde sivil toplum örgütlerinin çalışmaları ve hükümetlerin sağlık politikaları sonucu, meme kanseri ile ilgili toplum bilinci oldukça yüksek seviyede gelişmiştir. Bunun sonucu erken tanı olanakları yaygın olarak kullanıldığı için, meme kanserine bağlı ölüm oranı düşük kalmaktadır.

Türkiye’ de ise, bu konudaki toplum bilinci yeterince gelişmemiştir. Erken tanı olanakları yetersizdir. Bu olumsuzlukların sonucu, Türk kadını meme kanseri konusunda çağdaş erken tanı olanaklarından mahrum olduğu için, tanı çok geç konulmaktadır. Hastaların büyük bir çoğunda, ilk tanı sırasında çok geç kalındığı için,uygulanacak tedavi seçenekleri fazla olmamaktadır.

MEME KANSERİ TOPLU TARAMASI NASIL YAPILIR?

Mamografi, memenin rontgen filminin çekilerek, kanserin erken dönemde saptanmasına yardımcı olan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi denir.

Tarama mamografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri erken tanı yöntemidir. Amerikan Kanser Enstitüsü, 40 yaş üzerindeki her kadının, yılda bir defa mamografi çektirmesini ve uzman bir hekim tarafından muayene edilmesini önermektedir. Türkiye’de gelişmiş teknolojik donanımlı mamografi merkezlerinin sayısı sınırlıdır. Bu aygıtların kalibrasyonu düzenli olarak yapılmamaktadır. Filmi çeken teknisyenlerin eğitim düzeyleri yeterli değildir. Bu filmi okuyup değerlendiren bir radyoloji uzmanın deneyimli olabilmesi için, yılda en az 8 bin mamografi filmini değerlendiriyor olması gereklidir. Türkiye’de tüm bu özellikleri taşıyan tanı merkezi sayısı oldukça azdır.

MEME KANSERİ TEDAVİSİNİ KİM YAPAR?

Meme kanserinin tedavisi, günümüzde multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Hastanın ilk ameliyatını yapan cerrah, ilaç tedavisini uygulayan onkolog, ışın tedavisini uygulayan radyasyon onkoloğu, teshisin konulmasında kilit rol alan patolog ve plastik cerrah mutlaka bir ekip çalışması içinde birlikte hastayı ele almalı ve hastanın tedavisini birlikte planlamalıdır. Bu hekimler meme kanseri konusunda yeterince bilgili ve uzmanlaşmış olmalıdır. Alınan memenin yerine, rekonstrüksiyon yapılarak hastaların bedensel kayıplarının en aza indirilmesi, çağdaş meme kanseri tedavisinin ayrılmaz parçasıdır. Bu nedenle plastik ve rekonstrüktif cerrahi, bu ekip içinde yerini almalıdır.

Ameliyat sonrası erken dönemde kol ve omuz hareketlerinin kazanılmasında, geç dönemde kolun şişmesi şeklinde seyreden lenfödem tedavisinin yapılmasında, fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemi çok büyüktür. Meme kanseri sadece hastayı değil, çevresindeki insanları da psikolojik olarak önemli ölçüde etkileyen bir sosyal bir sorundur. Böyle bir ekip içinde psikolojik desteği sağlayan psikoloğun bulunması, mutlaka gereklidir. Hastaların hemen tümü büyük bir bilgi açlığı içindedir. Özellikle beslenme konusunda kendileri yeterince bilgilendirilmemektedir. Ekip içinde bulunan bir diyet ve beslenme uzmanı, bu açığı kapatacaktır. Bu ekiplerin birlikte çalıştığı meme poliklinikleri, gelişmiş ülkelerin çoğunda vardır. Yapılan bilimsel araştırmalar, meme kanseri hastalarının, bu konuda uzmanlaşmış kliniklerde tedavi görmeleri ile, çok daha başarılı sonuçların alındığını göstermiştir.

MEME PROTEZİ NEDİR?

Meme ameliyatı olmuş ve plastik rekonstrüksiyon yapılmamış kadınlar, beden görümlerini korumak amacı ile protez meme kullanmaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda eğitimli protez hemşireleri, hastanın ölçülerini almakta ve uygun protezin seçimine yardımcı olmaktadır. Bu hizmet, eğitim ve deneyim gerektirmektedir. Ülkemizde bu protezlerin satışı, sıradan satış elemanlarınca yapılmakta ve ülke alım gücünün çok üzerinde ücret istenmektedir. Uygun bir organizasyonla, bu sorun çözülebilir ve ücret üçte bire düşürülebilir. Bu sayede hizmet toplumun tüm kesimlerine yayılabilir.

~~ Alıntıdır ~~