Regl (adet) günü hesaplama

02 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik, Kadın Özel, Sağlık - Hastalıklar

Regl (adet) günü hesaplamaRegl (adet) günü hesaplama

Kadınlar herhangi bir cihaz kullanmadan yada herhangi bir uzmana danışmadan adet gününü hesaplayabilirler. Yapmanız gereken sadece elinize bir kağıt birde kalem alarak basit bir matematiksel hesap yapmak. Nasılmı?

Kaç günde bir adet olduğunuzu tespit ediniz. Diyelimki 28 günde bir adet oluyorsunuz. 28′den yumurtlama süresi olan 14 günü çıkarırsanız kalan 14 olacaktır buda sizin yumurtlama yapacağınız gündür.

Kadınlar aslında regl olma gününü bu hesaplama dışında adet öncesi vajinal salgılardan da anlayabilirler. Tabi bu biraz daha ileri yaşlarda olur. Yani genç kızlar vajinal salgılardan yola çıkarak regl olacağını anlayamayabilir. Daha çok çocuk doğurmuş kadınlar için geçerlidir bu.

Şayet regl olma döneminiz yirmi bir günden daha kısa otuz beş günden daha uzunsa adet döneminizde yumurtlama olmadığı manasına gelebilir. Lütfen böyle bir durumla karşı karşıyasanız bir kadın doğum uzmanına başvurunuz.

Bazal Vücut Isısı:

Yumurtlama gününü teknik aletlerle de ölçebiliriz. Kadının yumurtlama gününden başlayacak şekilde 0.5 ila 1 derece kadının vücut ısısı artar. Bu artış ölçülerek de anlaşılabilir. Ancak bu günlük yaşamda kullandığımız termometrelerle ölçülemez. Yumurtlamadan 1 gün önce progesteron hormonu artar. Bu hormonun artışı teknik aletlerle öçlülerek de bulunabilir.

Tükürükteki oluşan farklılıklar araclığı ile de yumurtlama günü mikroskop aracılığı ile anlaşılabilir. Ancak bu yöntem Türkiye’de pek yaygın değildir.

Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?

01 Aralık 2010 Yazan  
Kategori Gebelik

Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?

Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?

Ne kadar süre hamile kalınamazsa doktora başvurulmalı? Önceden düşük yapmış kadınlar daha mı zor hamile kalır? Hamile kalma ile ilgili merak edilenler…

Hamile kalma ile ilgili merak edilenleri araştırdı: Stres, düşük yapmış olmak, psikolojik sıkıntılar hamile kalmayı zorlaştırıyor. Uzmantv’ye konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tülin Gürel Kocatepe hamile kalamama nedenlerini anlatıyor:

Hangi kadınlar daha zor hamile kalır?
Anne adayının aşırı kilolu olması, adetlerinde düzensizlik olması, aşırı uzun veya ağrılı adetler görmesi, sivilce problemi, saç dökülmesi, adet düzensizliği gibi problemleri olması, diyabet hipertansiyon hastası olması, kalp damar sistemi hastalıkları taşıması veya lupus dediğimiz sistemik kollajen doku hastalıklarına sahip olması hamile kalmayı zorlaştıran faktörler arasındadır.

Erken tanı tedaviyi kolaylaştırır
Bu konuda tereddüdü olan ya da kullandığı ilaçların sakıncaları olabileceğini düşünen anne adaylarının bir an önce hekime başvurarak jinekolojik kontrollerinin yaptırması gerçekten çok önemli.

Hormonal düzensizliklerin düzene sokulabilmesi için birtakım medikal ilaç tedavileri, eğer jinekolojik bir problemi varsa miyom gibi, kist gibi rahatsızlıkların cerrahi yöntemlerle çözülmesi sağlanabilir.

Ne kadar süre hamile kalınamazsa doktora başvurulmalı?
Genel olarak kabul edilebilir süre 12 aydır. Döllenebilirlik sağlıklı bir çift için 1 ayda sadece % 25 oranındadır. Bu oran göz önüne alındığında % 85 oranında çift 8-9 ay içerisinde gebe kalabilecektir.

12 aydan sonra hamile kalamadıysanız doktora başvurun
Bu konuda toplumumuzda çok ciddi aile baskısıyla, çevre baskısıyla çok erkenden doktora başvuran çiftler olabiliyor. Yani 2. veya 3. korunmadığı ayda ‘neden gebelik olmuyor?’ diye doktora başvuran çiftler görüyoruz bazen. Dolayısıyla 12 ayın üzerini çizmemiz çok önemli. Ancak, 12 aydan uzun süredir düzenli ve olması gerektiği gibi, olması gerektiği sıklıkta ilişkide bulunan bir çift gebe kalamıyorsa o zaman acaba bir sorun mu var akla gelir.

Yalnız şunu da söylemek gerekir ki 35 yaşın üzerindeki hastalarımız veya gebe kalmasına engel teşkil eden bir durumu olduğunu bilen hastalarımızın tabi bu 1 yılı beklemeleri gerekmiyor. Onlar zaman kaybetmemek açısından daha kısa sürelerde hekime başvurabilirler.

Psikolojik nedenler hamile kalmayı zorlaştırır mı?
Ağır stres altında kalmak sebepler arasında. Ağır stresin yumurtlama fonksiyon bozukluğu yaratabildiğiyle ilgili birtakım çalışmalar var. Yine tüplerde geçici spazma yol açabildiği ve buna bağlı olarak olumsuz etkileri olabileceği üzerinde de yayınlar var.

Psikolojik sorunlar cinsel isteği azaltabilir
Bunun yanı sıra birtakım ağır depresyon geçiren hastalar veya daha ağır psikiyatrik hastalığı olan hastalarda kullanılan ilaçların libido dediğimiz cinsel isteği düşürücü yönde etkileri olabiliyor, bu konuda hani negatif etkilenme söz konusu.

Kullanılan bazı ilaçlar sırasında gebeliğe bizim izin vermediğimiz durumlar da olabiliyor. Dolayısıyla eğer herhangi bir psikiyatrik problem varsa bunun gebelik öncesinde halledilmeye çalışılması tabi ki daha çok tavsiye ediliyor. Ağır kronik stres altındaki hastaların da bu süreçlerinin geçmesinden sonra daha rahat, daha huzurlu bir gebelik elde etmesini tavsiye ediyoruz.

Önceden düşük yapmış kadınlar daha mı zor hamile kalır?
Önceden düşük yapmış kadınlar daha zor hamile kalmazlar, gebe kalabilirliklerinde herhangi bir farklılık olmaz. Fakat gebe kaldıklarında gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesinde birtakım sorunlar yaşama olasılıkları var.

Tekrarlayan düşükleri olan kadınlar dikkat etmeli
Özellikle 3 ve 3′ten fazla düşük yapmış, hasta grubunda sorunlar yaşanabilir. Ama tek bir kere düşük yapmış ve herhangi bir sağlık problemi saptanmamış olan hastalarda ne gebe kalabilmede ne de gebelik sırasında herhangi bir zorlanma beklemeyiz.

Tekrarlayan düşükleri olan hastalara özellikle kadın doğum uzmanına başvurmalarını ve gerekli testleri yaptırmalarını öneriyoruz.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tülin Gürel Kocatepe

Adet düzensizliği mi yaşıyorsunuz?

02 Ekim 2010 Yazan  
Kategori Sağlık - Hastalıklar

  Adet düzensizliği mi yaşıyorsunuz?

Adet düzensizliği Polikistik Over Sendromu belirtisi olabilir!


 

Özellikle 30 yaş altı kadınlarda sıkça rastlanan bir hastalık olan Polikistik Over Sendromu (PKOS), yumurtalıkta kalın yumurta dokusu içinde iyi huylu birçok kistin oluşmasına denir. VKV Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarından ve www.tupbebek.com sitesi medikal direktörü Dr. Senai AKSOY Polikistik Over Sendromu (PKOS) ile ilgili en önemli soruları yanıtladı.

Beyinde hipofiz bezinden salgılanan LH ve FSH hormonlarının anormal şekilde üretilmesinden kaynaklanan hastalık sonucunda, yumurtalıklarda her ay düzenli olarak yumurtlama olmaz. Yumurtalıklardan erkeklik hormonunun salgılanmasına sebep olan Polikistik Over Sendromu’nun pek çok hormonal hastalık gibi nedenleri tam olarak bilinmiyor.

PKOS nasıl oluşur?

Hastalığın ortaya çıkışı tam kısır döngüye benzer. LH hormonundaki artış yumurtalıklarda erkeklik hormonu yapımını arttırır. Bunun sonucunda salgılanan erkeklik hormonları(androjenler) yağ dokusunda östrojene dönüşür. Son aşamada östrojen dönüşte LH üretimini yeniden arttırır.

Bu kısır döngü kilo kaybı veya yumurtalıkların baskılanması gibi etkenlerle kırılabilir. Yine kilo fazlalığına bağlı olarak ensüline karşı bir direnç ortaya çıkar ve neticede hormonal denge bozularak yine bu kısır döngü elde edilir.

Ne zaman ortaya çıkar?

Polikistik Over Sendromu (PKOS) ilk kez ergenlik döneminde adet kanamalarının başlaması ile tanınır ve üreme çağındaki kadınların %3 – %5′ini etkiler. Bu dönemde adet düzensizlikleri en önemli uyarandır ve neredeyse hastaların %75′inde görülür.

En sık rastlanılan düzensizlik seyrek adet görme şeklindedir. Zaman zaman amenore yani hiç adet görmeme olabilir. Gecikmeyi takiben görülen kanama genelde fazla miktarda ve uzun süreli olur. Bu düzensizlik yumurtlamada bir bozukluğun işaretçisi.

Yeni adet göremeye başlayan genç kızlarda PKOS olmasa bile bu tür bozukluklar ilk 2 yıl boyunca normalde de görülebilir. Doğum kontrol hapı gibi düzenleyici ilaçların kullanılması PKOS tanısını geciktirebilir.
 

Androjen adı verilen hormonlar testosteron gibi steroid hormonlardır ve erkeklerde yüksek miktarlarda bulunurken kadınlarda çok daha düşük miktarlarda salgılanırlar.

PKOS hastalarında androjen hormonları olması gerekenden daha fazla miktarlarda bulunur ve bu nedenle erkek tipi tüylenme, sivilce ve hatta erkek tipi saç dökülmesi ortaya çıkabilir.

PKO sendromunda yumurtlama bozukluklarının olması ve adet düzensizliğinin görülmesinin nedeni ile kısırlığın bir problem olarak ortaya çıkması şaşırtıcı değil.

Kısırlık, PKOS vakalarında %100 bir bulgu değildir. Hatta bazı hastalar PKOS bulgularına rağmen düzenli yumurtlayabilirler ve çok kolay gebe kalabilirler. Ancak yine de PKOS gebelikte gecikmelere ve kısırlığa yol açan önemli bir etken.

PKOS hastaları genelde gebe kalmak için tedaviye gereksinim duyarlar. Hastalarının yaklaşık %40′ında obezite problemi vardır. Şişmanlık bazı hastalarda tek başına diğer belirtileri başlatabilir. Bu tür vakalarda kilo kaybı sağlandığında sorunlar tamamen ortadan kalkabilir.

Polikistik Over Sendromu belirtileri

Hastalarda genel olarak görülen belirtiler adet düzensizliği, sivilce, yağlı cilt, tüylenmede artış, kısırlık (infertilite) ve kilo artışı. PKOS tanısının konması için klinik bulguların, laboratuar tetkiklerinin ve ultrason incelemesinin bir arada değerlendirilmesi gerekir.

PKOS tanısı nasıl konur?

En önemli tanı yöntemlerinden birisi vajinal ultrasonografi incelemesi. Ultrasonografide yumurtalık kenarlarında çok sayıda küçük kist saptanır. Bu kistler sadece birkaç milimetre çapındadır ve tek başlarına sorun yaratmazlar.

Kistlerin kaynağı gelişen ancak yumurtlama ile atılmayan folliküllerdir (yumurta içeren kesecikler). Zaman içerisinde bunların sayıları artış görülebilir.

Polikistik Over (PKO), ultrasonografide yumurtalıkların görünüşünü ifade eden bir tanım. Polikistik Over Sendromu ile karıştırılmamalıdır. Pek çok kadının ultrasonografik görüntüsü polikisitk olabilir ancak hormonal değerler ve klinik tablo tamamen normal bulunur.

Genel popülasyonda kadınların %20′sinde polikistik görünüşlü yumurtalıklar vardır. Polikistik Over Sendromu (PKOS) ise bir belirtiler grubudur. Hastalığı yani patolojiyi ifade eder. PKO ve PKOS iki farklı tanımdır.

PKOS tanısında kan hormon değerleri de önemlidir. Kanda androjen düzeylerinin, LH ve FSH oranlarının önemi büyük. LH/FSH oranının 3′ün üzerinde olması PKOS lehine bir bulgu. Yine adetin 21. gününde bakılacak kan progesteron değerleri yumurtlama olup olmadığı hakkında bilgi verir.

Son yıllarda yapılan çalışmalar PKOS ile ensülin hormonu arasında ilişki olduğunu gösterdi. İnsülin pankreastan salınan bir hormondur ve hücrelerin glikozu kullanmalarını sağlar.

PKOS’da hücrelerde ensüline karşı bir direnç yani rezistans vardır. Bu nedenle pankreas durumla başa çıkabilmek için daha fazla ensülin salgılar. Bu yüksek dozda ensülin yumurtalıkları etkileyerek yumurtlamayı engeller ve sonuçta androjenlerde artış olur.

Ensülin direnci PKOS’lu zayıf kadınların %30′unda saptanırken obez kadınlarda bu oran %75′e kadar ulaşır.

Uzun dönemdeki riskler

PKOS’un uzun dönemde yaratabileceği sorunlar ve riskler hem ensülin hem de androjen fazlalığına bağlıdır. Yüksek miktarlarda ensülin uzun dönemde Tip 2 diyabet yani şeker hastalığı riski taşır. Bu tür diyabet genelde sıkı diyet ve ağızdan alınan ilaçlar ile kontrol altına alınabilir.

Kilo sorunu olan, tedavi edilmemiş PKOS hastalarının %25 – 35′inde, 30′lu yaşlarda Tip 2 şeker hastalığı ortaya çıkar. PKOS’da görülen hormonal değişiklikler tansiyon problemlerini de beraberinde getirir. Aynı zamanda bu hastalarda kolesterol yüksekliği de ortaya çıkar. Her iki durumda kalp hastalığı açısında yüksek risk faktörleridir.

Uzun süreli adet düzensizlikleri endometrium (rahim içini döşeyen doku) kanseri riskini arttırır. Yumurtlama olmadığı için endometrium üzerinde progestreon hormonu desteği olmaz. Bu nedenle endometrium uzun süre sadece östrojene maruz kalır. Böylece kanser riski artar.

PKOS tedavi şekilleri

Adet düzensizliği

Daha önce belirttiğimiz gibi PKOS’da yumurtlama problemlerine bağlı olarak düzensiz ve yoğun kanamalara sıkça rastlanır. Bu nedenle tedavide asıl amaç yumurtlamayı yeniden sağlamak. Bunun yanı sıra yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar da kullanılabilir. Ancak olası yan etkileri nedeniyle bu tür ilaçlar uzun süreli kullanılamaz.

Fazla kilolar hem PKOS’lu hem de PKOS olmayan hastalarda adet problemlerine yol açan nedenlerden biridir. Yağ dokusunda fazla miktarda östrojen üretilmesi nedeniyle yumurtlama bozuklukları görülür. Obez hastalarda %5 civarında bir kilo kaybı genelde yumurtlamanın başlaması için yeterli.

35 yaşından küçük ve çocuk istemeyen hastalarda adetleri düzene sokmak için doğum kontrol hapları en sık tercih edilen ilaç grubudur. İkinci sırada ise adetin 15. gününden sonra kullanılan progestreon ilaçları gelir. Her iki ilaç grubu da adetleri düzene sokar.

İnfertilite

Yumurtlama bozukluğuna bağlı infertilite problemi yaşayan kadınların %70′inde sorun PKOS’dur. Bu durum obez hastalarda daha belirgin.

Çocuk isteği olan PKOS hastalarında ilk planda yapılması gereken kilo verilmesidir.
PKOS hastalarında yumurtlamayı uyarıcı ilaçlardan en etkili olanı klomifen sitratır.

Bu ilaç hekim kontrolü altında kullanılır.
Klomifenin başarısız olması durumunda ise iki ana yaklaşım söz konusudur. Bunlardan ilki enjektabl hormonlar ile yumurtalıkları uyarmak. Daha sonra da aşılama (inseminasyon) yapmaktır. Bu tedavi ile %62′ye varan başarı oranları bildirilmiştir.

Bu tedavinin en önemli komplikasyonu ovarian hiperstimülasyon sendromu ve çoğul gebeliklerdir. Tedavi son derece titiz bir yakın kontrol altında ve konuya hakim hekimlerce yapılmalı.

İkinci alternatif ise laparoskopik diatermidir (LOD). Burada laparoskopi ile karın boşluğuna girilir. Yumurtalıklar koter ya da lazer ile yakılarak üzerlerinde küçük delikler açılır. Tedavinin mekanizması bilinmemekle birlikte düzenli yumurtlamayı sağladığı ve klomifene olan cevabı iyileştirdiği gözlendi.

LOD sonrası 12 ay içinde kendiliğinden gebelik oranları %60 – 80 arasında. LOD’un başarısı infertilite süresi 3 yıldan az olanlarda ve LH düzeyleri 10′dan fazla bulunanlarda daha iyidir.

Tüylenme

Androjen adı verilen erkeklik hormonlarının fazlalığına bağlı olarak ortaya çıkan tüylenme (hirsutism) PKOS’lu vakalarda sıklıkla görülen bir durum. Bazı kadınlar bunu dert etmezken, bazı kadınlarda asıl hekime müracaat sebebidir. Bazı durumlarda tüylenme hormonal dengesizliğe bağlı değil ve yapısal olabilir. Var olan tüyler tedavi ile yok edilemez bu nedenle bleaching ya da epilasyon gereklidir.

Doğum kontrol hapları kandaki androjen düzeylerini düşürdüğünden yeni tüy çıkmasını engelleyebilirler. Bu amaçla en sık kullanılan ilaç cyproterone asetat adı verilen bir maddedir. Diğer bazı ilaçlar ile bir arada ya da tek başına kullanılabilir. Hirsutism tedavisi uzun süreli bir tedavi. Başarı için 8 – 18 ay tedavi gerekebilir. Bunun nedeni kıl büyümesinin yavaşlığıdır.

PKOS ile ensülin rezistansı sıklıkla bir arada görüldüğünden PKOS tedavisinde yeni yaklaşımlardan biri de ensülin duyarlılığını arttıran ilaçların kullanımı. Bu konuda yeterli sayıda çalışma olmamakla birlikte ilk sonuçlar başarı oranlarının oldukça yüksek olduğu yönünde.