Lohusalık ve Lohusalı Dönemi

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Gebelik

Lohusalık ve Lohusalı DönemiLohusalık ve Lohusalı Dönemi

LOHUSALIK DÖNEMİ

Doğumdan sonraki 6 haftalık (42 gün) döneme lohusalık dönemi denir. Bu dönemde, vücut tekrar gebelik öncesi haline döner.

Tromboflebit (Toplardamar İltihabı)

♦ Toplardamarların pıhtı ile tıkanmasıdır. Özellikle bacaklarda çoğu kez kramp, şişme, kızarma, hafif ateş ve hassasiyet görülür. Bu durumda:
♦ Mutlaka doktor gözetimine girin.
♦ Doğumdan sonra erken hareket edin, fakat 6 hafta ağır işler yapmayın.
♦ Ağrılı bacağı yastıklarla yükselterek istirahate alın.
♦ Ağrılı bölgeye sıcak havlu ile pansuman yapın.

Kabızlık

♦ Lohusalıkta karın ve boşaltım kaslarının aşırı gerilip esnekliğini kaybetmesi sonucu kabızlık oluşur.
♦ Bol sıvı alın.
♦ Bol sebze, meyve, kepekli ekmek, kuru erik ve kayısı yiyin.
♦ Yeterince hareket ederek, bağırsaklarınızın çalışmasını sağlayın.
♦ Her gün aynı saatte tuvalete çıkma alışkanlığı edinin.
♦ Eğer ayağa kalkamıyorsanız yattığınız yerde kol ve bacaklarınızı hareket ettirin, sık sık pozisyon değiştirin.

Lohusalık Humması

Doğum kanalının iltihaplanmasıdır. Doğumdan 24 saat sonra yüksek ateş, karnın alt kısmında ağn ve hasasiyet, başağrısı ve kokulu akıntı gibi belirtiler verir. Bu durum ciddidir, görüldüğünde hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

Dış Üreme Organlarının Temizliği (perine bakımı)

♦ Lohusalık döneminde dış üreme organlarının bakımı şarttır.
♦ Doğum sonrası dış üreme organlarını kuru ve temiz tutun.
♦ Tuvaletten önce ellerinizi mutlaka yıkayın.
♦ Her tuvalete gittiğinizde antiseptik solüsyon kullanın.
♦ Tuvalet temizliğini, mikrop bulaşmasını önlemek için üreme organlarından makata doğru yapın.
♦ Her tuvaletten sonra ellerinizi mutlaka yıkayın.
♦ Eğer pamuk kullanıyorsanız gazlı beze sarın ve mümkünse hazır pet kullanın.

Doğan Bebeğiniz İçin Neler Yapabilirsiniz?

Dünyaya gözlerini açan bebek her yönüyle anneye muhtaçtır. Bebekler hızlı bir büyüme ve gelişme içinde olduklarından sağlıklı olarak büyüyüp gelişmeleri iyi bir bakımla sağlanır.Bu bakım:

Göbek Bakımı:

♦ Bebeklerde yeterli göbek bakımı yapılmaması ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara neden olabilir. Bunu önlemek için:
♦ Bebeğe mikrop bulaştırmamak için elerinizi yıkayın.
♦ Mersollü veya alkollü bir pamukla göbek kordonunu ve çevresini iyice silin.
♦ Göbek kordonunu içine alacak biçimde hazır sargı bezi veya ütülenmiş bir bez ya da tülbentle göbeği sarın.
♦ Göbeğe kesinlikle lokum,hamur,pudra gibi şeyler koymayın.
♦ Bebeğinizi, göbeği düşünceye kadar silerek temizleyin ve göbeği düşdükten sonra banyo yaptırın
♦ Eger göbek ve çevresi kızarık, şiş ve göbekten akıntı geliyorsa en yakın sağlık kuruluşuna, başvurun.

Doğumdan sonraki 3-4 gün boyunca pıhtılı kanamanız olacaktır. Daha sonra kanama miktarı azalacak, geçen günlerle birlikte rengi açılarak, yerini sarı-beyaz renkli bir akıntıya bırakacaktır. Bu akıntı ise hemen hemen lohusalığın sonuna kadar devam edecektir.

Doğum sonrasında dikkat edilmesi gerekli hususlar şu şekilde özetlenebilir:

Rahim Masajı: Karnınıza bastırdığınızda rahminizi hissedebilirsiniz. Doğumda göbek hizasında olan rahminiz, hergün 1-2 cm kadar küçülür ve 2. haftada ele gelmez olur. İlk günlerde daha sık olmak üzere, günde 8-10 kez rahim tepesine biraz kuvvetlice yapacağınız, 20-30 sn süreli ovma hareketi, rahminizin küçülmesini hızlandırır. Bu sayede hem kanamanız az olur, hem de enfeksiyon gelişme riski bertaraf edilmiş olur. Bu masajlar esnasında bir miktar ağrı hissedebilirsiniz ve siz masaj yaptıkça rahminizin sertleştiğini hissedersiniz.

Ağrı: Doğum ve sezeryan sonrasında, dönem dönem ağrı hissedebilirsiniz. Çok şiddetli olmadıkça, size reçete edilen ağrı kesicilerden günde 3-4 kez alabilirsiniz. Doğum sonrası dikiş yerlerinizdeki ağrı, özellikle oturduğunuz zamanlarda sizi rahatsız ediyorsa, reçetedeki kremi dikiş kenarlarına sürebilirsiniz. Sezeryan sonrasında ise, birkaç hafta boyunca dikiş köşelerinin biraz daha üst kısmında ağrı hissedebilirsiniz.

Ateş ve Terleme: Doğum sonrasında hafif ateşiniz olabilir. Ayrıca bol terleme ve sık sık idrara gitme ile vücudunuzda biriken suyu atarsınız. Eğer 38 ° C üzerinde ateşiniz olursa önce göğüslerinizi yoklayın. Göğüslerde süt birikmesi (göğüslerin aşırı sert ve hassas olması ile anlaşılır) ateşe neden olabilir. Böyle bir durumda göğüslerinizi yumuşayıncaya kadar tirle (meme pompası) yardımı ve masajla boşaltın. 1 saat sonra ateş halen yüksek ise önemli bir duruma işaret ediyor olabilir.

Yara Yerlerinin Bakımı: Normal doğumlarda yapılan dikişlerin iyileşmesinde iki hususa dikkat etmelisiniz. Temizlik ve kuruluk. Size reçete edilen tentürdiyot benzeri sıvıyı 1 lt. Pet şişe su ile karıştınız ve daima ağzı kapalı bir şekilde muhafaza ediniz. Her tuvaletten sonra temiz bir pamuğu bu su ile bolca ıslatarak, genital bölgenizi, önden arkaya doğru silin ve pamuğu atın. Bu uygulamaya bir hafta – 10 gün devam edin. Sık sık pet değiştirerek genital bölgenin temiz ve kuru kalmasını sağlayın.

Sezeryan sonrasında ise, günde bir kez temiz bir pamuk yardımıyla, bu solüsyonla yara yerini silin (solüsyonu sulandırmadan). Bir haftalık uygulama yeterli olacaktır.

Beslenme: Lohusalık döneminde beslenme, gebelikteki gibidir. Bol sıvı almayı ihmal etmeyin. Gaz yapıcı gıdaları yemeyin. Ayrıca, doğumla birlikte oluşan kanamanın getireceği eksikliği gidermek ve sütünüzün kalitesini artırmak bakımından, demir-vitamin haplarınıza en az 3 ay kadar daha devam etmelisiniz.

Hareket: İster sezaryenle, isterseniz normal yolla doğum yapın, eve gittiğinizde kendinizi yatağa bağlamaktan kaçının. Şüphesiz istirahat edeceksiniz, ama uzun süre yatmanın damarlarda pıhtı oluşması gibi,bir takım riskleri de beraberinde getireceğini hatırınızda tutun. Kendinizi ne kadar çabuk yataktan kurtarırsanız, o kadar çabuk iyileşirsiniz. Normal doğumdan bir hafta sonrasından itibaren hafif egzersizlere başlayın ve özellikle karın kaslarınızı, kalça ve sırt kaslarınız kuvvetlendirici egzersizler yapın.

Sezaryen sonrası 6 ay boyunca, dikişlerinizi zorlayıcı hareketlerden ve ağır eşyaları (su dolu kova, ağır valiz, koltuk gibi) kaldırmaktan kaçınmalısınız. Ayrıca ilk birkaç hafta boyunca, öksürürken, doğrulurken ellerinizle dikişlerinizi destekleyin (Ama kolay kolay açılmayacak kadar sağlam olduğunu da bilin).

Banyo: Normal doğumdan sonra eve gittiğinizde, sezeryan sonrasında ise 7. günde banyo yapabilirsiniz. Tüm lohusalık dönemi boyunca banyonuzu ayakta duş şeklinde yapın ve küvete ve havuza girmeyin.

Cinsel İlişki: Lohusalık bir iyileşme dönemidir. Bu nedenle, lohusalığın sonuna kadar ilişki sakıncalıdır.

Hamilelikte Epilasyon! Hamilelik sırasında istenmeyen tüylerden nasıl kurtulunur ?

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Gebelik, Lazer Epilasyon

Hamilelik sırasında istenmeyen tüylerden nasıl kurtulunur ?Hamilelik sırasında istenmeyen tüylerden nasıl kurtulunur ?

Ağda,tüy dökücü kremler veya jilet gibi yöntemleri kullanabiliriz.Hamilelikte meydana gelen hormon değişiminden dolayı göğüs uçları çevresinde ve diğer istenmeyen yerlerde tüylenmelerde artış olabilir.Hamilelik nedeniyle vücudunuz hassas olduğundan göğüs uçlarınızdaki tüyleri jilet yada cımbız ile alamazsınız.

Bu tür bölgelerdeki tüyler zaten doğum sonrasında kendiliğinden dökülür.Diğer yöntemlerin ise sakıncaları olduğu gibi dikkat edilecek noktalarıda vardır.

 

Ağda

Hamilelik döneminizde cildinizin hassas olmasından dolayı cildiniz ağdaya daha farklı bir tepki gösterebilir.Canınızın fazla acımaması için ağda öncesinde ve sonrasında rahatlatıcı antiseptik bir solüsyon kullanarak batma ve yanmayı hissetmeyebilirsiniz.Ayrıca antiseptik solüsyon tahriş ve kızarıklığın azalmasına yardımcı olduğu gibi enfeksiyon kapmasınıda önler.Kadınların çoğu ağdayı jilet veya tüy dökücü kremlere göre daha rahat ve uygun bulmaktadır.Ağdanın genel olarak hamilelik döneminde bir sakıncası olmamakla beraber sizin hamileliğinize özel bazı durumlar olabilir bunun için öncelikle doktorunuza danışmanız daha sağlıklı olucaktır.

Jilet

Hamilelik sırasında kadınlar için en rahat yöntem bu olmasada,her zaman en ucuz ve en kolay seçenektir.Eğer jilet kullanmaya karar verdiyseniz eşinizin yardımını almalısınız.Ayrıca cildinizin esnek ve yumuşak olması için E vitamini içeren nemlendirici bir krem kullanmalısınız.

Tüy Dökücü Kremler

İçerdikleri kimyasal maddeler nedeniyle hamilelik döneminde tüy dökücü kremlerin kullanılması önerilmemektedir.Zararlı olduğuna dair ortada kesin bir bilgi olmamakla beraber,zararlı olmadığı da bilimsel çalışmalarda gösterilmemiştir.Doktorunuza danışarak kullanmaya karar vermeniz durumunda vücudunuzun nasıl reaksiyon verebiliceğini görmek için cildinizin küçük bir bölümünde deneme yapınız.Tüy dökücü kremlerin içindeki kimyasal maddelerin kokusu hamile bir bayanı rahatsız edebilir yada alerjik bir reaksiyona neden olabilir.Bu nedenle tüy dökücü kremi kullanırken bulunduğunuz ortam çok iyi havalanan biryer olmalıdır.

Lazer Epilasyon

Lazer epilasyon da tüyde koyu renkteki pigmentler hedeflenerek kıl köküne mekanik hasar verilir.Hamilelikte lazer epilasyonun zararlı olmadığına dair bilimsel çalışmalar mevcut değildir.Bu nedenle doktorlar hamilelik döneminde lazer epilasyon’undan uzak durulmasını tavsiye etmektedirler.

Hamilelikte Bulantı ve Kusma

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Gebelik

Hamilelikte Bulantı ve KusmaHamilelikte Bulantı ve Kusma

Özellikle ilk trimesterde 4-8 haftada başlar ve 14. haftaya kadar devam eder. Bazen 22. haftaya kadar uzayabilir. Sabahları daha fazladır ama gün boyu sürebilir. Genelde ilk gebeliklerde, genç kadınlarda ve ikiz gebeliklerde daha şiddetlidir.

Sebebi tam olarak ortaya çıkarılamamıştır. Yüksek hCG düzeyleri suçlanmıştır ancak estrojen düzeylerinin artması, annenin psikolojik sıkıntıları, B6 vitamini eksikliği, gebeliğe bağlı mide-barsak sistemindeki değişiklikler, tiroid bezinin normalden çok çalışması ile ilgili olabilir.

Devamını oku

Lohusalık Döneminde Göğüs Bakımı

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Gebelik

Lohusalık Döneminde Göğüs Bakımı

Lohusalık Döneminde Göğüs Bakımı

 

Hamilelikle birlikte memede büyük değişimler ortaya çıkar. Memeler büyür, sertleşir ve odüler yapılar ele gelir. Bunlar memedeki salgı bezlerinin gelişmesi nedeniyle oluşur. Bu değişimler memede ufak tefek ağrılara neden olabilir. Bu dönemde uygun bir sütyen kullanmak ve hijyene önem vermek gerekir.

Meme cildinde çatlaklar oluşabilir, bunlara engel olmak için hamileliğin başından itibaren çatlak önleyici kremler kullanılmalıdır.

Doğumla birlikte memenin esas görevi başlar. Doğum esnasında salgılanan hormonlar, annenin çocuğun sesini duyması ve çocuğun meme başını emerek uyarması, süt salgılayıcı hormonu, yani prolaktini harekete geçirir ve süt yapımıyla salgısı başlar. Bildiğimiz gibi, yeni doğanın emzirilmesi onun sağlığı yönünden çok önemlidir. Yeni doğan yeni çevresine, annesinin sütü sayesinde adapte olur.

Anne sütü yeni doğan için gerek besin değeri, gerekse sindirim sistemine uygunluğuyla en ideal besindir ve içindeki bağışıklık elemanlarıyla bebeği mikroplardan korur. Emzirmek çocuğun psikolojisi içinde çok önemlidir. Çünkü emzirme anı çocuğun annesini çok yakın hissettiği ve onunla bir bütün olduğu, güven duygusu, sevgi duygusu ve anne sıcaklığının en yoğun yaşandığı andır. Emzirmek aynı zamanda annenin sağlığı içinde çok önemlidir.

Çünkü emziren kadının rahmi hızla küçülerek, normal haline daha çabuk döner. Yine emzirmek memede başta kanser olmak üzere, pek çok hastalığın riskini azaltır. Özetle emzirmek, hem anne, hem de çocuk için elzemdir. Emzirme döneminin sağlıklı ve uzun süreli olabilmesi için bazı kurallara uymak gerekir.

Yeni doğan birinci ayda o istedikçe emzirilir. Sonraki aylarda da iki saatten daha sık olmamak koşuluyla çocuğun açlık durumuna göre üç dört saatte bir emzirmek gerekir. Her seferinde her iki memede yaklaşık 15’er dakika civarında emzirilmelidir. Sonuçta görüldüğü gibi 24 saat içinde çocuğu 6 – 7 kez emzirmek gerekecektir.

Emzirmeden önce eller mutlaka yıkanmalı ve meme başları ılık temiz su veya karbonatlı suyla (1 bardak kaynamış soğumuş suya bir çay kaşığı karbonat) temizlenmelidir.

Memeleri her emzirmeden önce temizlemeye gerek yoktur. Anne sütü bebeği hastalıklardan koruyucu o kadar çok madde içerir ki, bu yolla kolay kolay mikrop bulaşmaz. Ayrıca, anne sütünün içinde yağ ve koruyucu maddeler olduğundan meme başını temizlemek için anne kendi sütünü kullanabilir. Her emzirmeden sonra meme başına bir miktar anne sütü sürülmelidir.

Memeye karbonatlı su, sabun, krem gibi maddeler sürülmemelidir. Bu maddeler sürülürse meme başının etrafındaki koyu renk deriden salgılanan yağlı ve koruyucu doğal maddeler kaybolur ve meme başında çatlaklar daha kolay oluşur.

Meme bakımı için önemli olan her emzirmeden önce ELLERİN YIKANMASI’dır. Eller vücutta, evde, hastanede veya çevrede bulunan her türlü mikrobu taşır.

Temizlemek için kullanılacak pamuk veya gazlı bez hiçbir zaman suya batırılmamalı, su temiz şişeden pamuğa dökülmelidir. Emzirme işi bittikten sonra meme başı yine suyla silinmelidir. Bu işlemleri takiben meme başına E vitaminli keremler veya daha ekonomik ve pratik bir çözüm olarak sütten bir miktar sağarak sürülür ve meme başı kuruduktan sonra temiz bir gazlı bez veya meme pedi konularak sütyen giyilir.

Meme başını kapamadan önce mutlaka iyice kurutmak gerekir, çünkü nemli ortamda çatlaklar daha kolay oluşur ve mikroplar daha kolay ürer. Eğer çocuk emdikten sonra memede hala süt kalmışsa, temiz kaynatılmış bir tirle veya süt pompasıyla boşaltılmalıdır.

Asla memede dört beş saatten fazla sütün kalmasına ve yumrular oluşturmasına izin verilmemelidir. Çünkü memede biriken bu süt mikroplar için çok uygun vasat teşkil eder. Birde meme başında çatlaklar oluşmuşsa, buradan mikropların içeriye girişi daha da kolaylaşacaktır.

Genel vücut hijyenine çok dikkat etmek gerekir, mümkünse her gün banyo yapmak, çamaşırları her gün değiştirmek uygun olur.

Özellikle emzirmeye yeni başlanan dönemde meme başında çatlaklar oluşabilir. E vitaminli kremler veya sütün kendisi bu çatlakları engelleyebilir fakat bazen de her şeye rağmen bu çatlaklar oluşur, emzirme esnasında çok acırlar ve kanayabilirler.

Bu durumlarda meme başı temizliğini karbonatlı suyla yapmayı tercih etmek gerekir ve emzirme işleminden sonra meme başı havayla iyice kurutulmalıdır. Eğer acı ve kanama çoksa, tek tek memeler dinlenmeye bırakılır ve süt pompayla çekilir. Yani emzirmede bir meme emzirilir, diğeri pompayla boşaltılır, diğer emzirmede tersi yapılır. Pompayla çekilen süt çocuğa verilebilir.

Çocuğa biberonla süt verileceği zaman çok küçük delikli emziği olan biberonlar tercih edilmelidir. Yoksa çocuk biberonun rahatlığına alışır ve memeyi bırakır.

Eğer meme başındaki çatlaklar kötüleşir ve emzirmeye olanak vermeyen bir hal alırsa doktora başvurmakta yarar vardır. Memelerde yumrular oluşursa ve pompayla bunlar boşaltılamazsa, hele birde bu yumrular ağrımaya başlarsa ya da memede kızarıklık, sıcaklık, meydana gelirse hiç vakit kaybetmeden doktora gitmek gerekir. Çünkü bu bulgular bir enfeksiyonun başladığını gösterir.

Erken dönemde basit antibiyotiklerle enfeksiyon tamamen geçer. Oysa enfeksiyon ilerleyip apseleşirse, bu kez cerrahi müdahale, yani apsenin boşaltılması gündeme gelir. Çok ileri enfeksiyonlarda enfeksiyon kontrol altına alınamazsa, sütü kesmek bile gerekebilir. Bu da çok gerekli bir sürecin hazin sonu demek olur.

Emzirme döneminde de sütyen seçimi önemlidir. Sütyen giymemek memelerin çabuk deforme olmasına neden olur. Yine bu dönemde meme cildinin çatlamasını engellemek, çatlak önleyici kremleri sürmeye devam etmelidir.

Gebelikte ve emzirme döneminde de normal dönemdeki memedeki gibi kitleler ve hatta kanser oluşabilir. Bu nedenle gebelikte ve emzirme döneminde memede yumrular fark edildiğinde, basit bir süt birikmesi olarak algılayıp ihmal edilmemelidir. Biraz öncede belirtildiği gibi, memeyi sağdıktan sonra geçmeyen yumrular enfeksiyon nedenli olabilecegi gibi, memede bir tümörün belirtisi de olabilir. Bu nedenle mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Çocuk doktorları bebeğin en az bir yıl emzirilmesini önerir. Yani bu, anneleri uzun bir dönemin beklediğini gösterir. Bu nedenle memelerinize gerekli önemi gösterin ve hayatınızdan her zaman yaşamayacağınız bu muhteşem dönemi sağlıklı ve mutlu geçirin.

Emzirmede Şunlara Dikkat Edin!

♦ Hijyen kurallarına uyun
♦ Asla memede 4 – 5 saatten fazla sütün kalmasına ve yumrular yapmasına izin vermeyin.
♦ Meme başlarını nemli bırakmayın.
♦ Meme başı ve meme cildine koruyucu kremler kullanın.
♦ Memeleri sıkmayın, onları saran ve taşıyan sütyen giyin.

Yatakta gelen ağrıya dikkat

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Sağlık - Hastalıklar

Yatakta gelen ağrıya dikkatYatakta gelen ağrıya dikkat

Kadınların cinsel ilişkiye girmek istemedikleri zamanlarda söyledikleri ‘başım ağrıyor’ sözünde doğruluk payı varsa, bu ağrı sağlık açısından çok tehlikeli bir durumun habercisi olabilir.

Cinsel ilişki sırasında oluşan baş ağrısı çok dikkate alınmaz, hatta bunun için doktora başvuranların sayısı oldukça düşüktür. Kişiler ancak yaşam kaliteleri çok bozulduğunda doktora başvururlar.

Şiddetli bir baş ağrısı, beyinde bir kanamanın işareti olarak gündeme gelebilir. Bu tip ağrı, cinsel ilişkiden sonra da geçmez, günlerce sürebilir. Devamında beyin felcine hatta ölüme yol açar. Konuyla ilgili sorularımızı Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Dağ yanıtladı:

Yatakta gelen baş ağrısına dikkat♦ Cinsel ilişki sırasında baş ağrısını tetikleyen nedir?

Cinsel ilişki sırasında damarların genişlemesine bağlı baş ağrısı oluşur. Çiftler ilişkiyi yaşayamazlar. Eğer partnerine karşı da isteksizlik varsa stresi tetikler, stres de baş ağrısını tetikler. Daha önce yaşamadıkları bir ağrı meydana gelir. Bu ağrı kişilerin orgazmı yaşamasını da engeller. Cinsel ilişki tam bir kabusa dönüşür. Migrendeki gibi aşırı stres, uykusuzluk, hava değişimi gibi olaylar bu ağrıyı tetikler.

♦ Diğer baş ağrılarından farklı mıdır?

Enseden başlayan ve insana patlayacakmış hissi veren bir ağrıdır. Bu tip ağrılara ‘devamlı görülen iyi huylu baş ağrısı’ diyoruz. Bu ağrı insanın yaşam kalitesini bozan bir ağrıdır. Özellikle erkekler için çok önemlidir. Çünkü erkekler cinsel hayatlarını olumsuz etkileyecek her türlü soruna müdahale etmek isterler. Sertleşme sorunu viagra, cialis gibi ilaçlar sayesinde çözümlenmiştir. Bu baş ağrısı ise tabu olarak saklanır. Ve erkek olsun, kadın olsun önemsemedikleri için bu ağrıyı, zorla cinsel ilişkiye girerler. Bu da cinsel aktiviteden soğumaya neden olur.

Baş Ağrısı♦ Kötü huylu bir baş ağrısı olduğunu nasıl anlarız?

Cinsel aktivite sırasında şiddetli baş ağrısı bir beyin kanaması habercisi olabilir. Beyin damarlarında anevrizma (genişleme) varsa, cinsel aktivite sırasında kan basıncı arttığı için bu anevrizmalar yırtılır. Beyin kanamalarına yol açabilir. Bu durum çok ender görülse de, ölümle sonuçlanır. Beyin kanaması ile sonuçlanan baş ağrıları cinsel ilişkiden sonra geçmez. Eğer beyinde sızma şeklinde kanama oluştuysa günlerce sürebilir. İkinci üçüncü cinsel ilişkiden sonra damarların açılmasıyla felçle ya da ölümle sonuçlanır. O yüzden şiddetli baş ağrılarına dikkat etmek gerekir.

♦ Kadınlarda görülme sıklığı daha fazla mıdır?

Migren türü damar kaynaklı ağrılar kadınlarda daha sık görüldüğü için cinsel ilişki sırasında baş ağrısı da daha çok kadınlarda görülür. Ancak toplumda kullanılan ifade mecazidir.

♦ Tedavi yolları nelerdir?

Baş ağrısının mekanizması genetiktir. Damarlar genişlediği zaman insanın başı ağrır, daraldığı zaman ağrı geçer. Baş ağrısına sebep olabilecek etkenlerin kaldırılması lazımdır. Kişinin normal yaşamında da başı ağrıyorsa tedavi edilir. Cinsel ilişki sırasında gelen baş ağrıları için de yatmadan önce alınacak ilaçlar var. Ağrı şiddetli olsun ya da olmasın cinsel ilişki sırasında başınız ağrıyorsa mutlaka doktora gidilmesi gerekir.

Cinsel ilişki ne zaman ağrıya neden olur?

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Cinsel ilişki ne zaman ağrıya neden olur?Cinsel ilişki ne zaman ağrıya neden olur?

Cinsel ilişkinin ağrıya neden olması kadınlarda daha sık görülür. Bunun nedeni Fiziksel ya da psikolojik bir sorun olabileceği gibi, çoğu zaman bu ikisi birlikte rol oynar.

Cinsel ilişkinin ağrıya neden olması kadınlarda daha sık görülür. Bunun nedeni Fiziksel ya da psikolojik bir sorun olabileceği gibi, çoğu zaman bu ikisi birlikte rol oynar. Ağrılı bir cinsel birleşme deneyimi bir sonraki ilişkide endişeye yol açarak gevşemeyi ve kayganlaştırıcı salgılanmasını önlediği için, cinsel ilişki yine ağrılı olabilir ve bu böylece devam edebilir. Endişe çok yoğunsa vajina kasları spazm yaparak penisin vajinaya girişini bütünüyle engelleyebilir. Vajinizm adı verilen bu durum daha sonra ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Erkekte cinsel ilişki sırasında ağrının genellikle Fiziksel bir nedeni vardır, çoğu zaman da bu penis derisindeki bir enfeksiyondur. Seyrek görülen diğer nedenler aşağıda tartışılacaktır.

KADINDA CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRIKADINDA CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRI

‘Disparöni’ terimi tıpta cinsel birleşmenin mümkün ama ağrılı olduğu durumu tanımlar. Çok sık görülür ve çoğu kadın cinsel yaşamında bunu hiç değilse biraz yaşamıştır. Kadınların kadın doğum uzmanlarına (jinekologa) ya da cinsel işlev bozukluğu merkezlerindeki doktorlara en yaygın başvuru nedeni budur.

Bazen kadın bunu dile getirmeye utanır ve doktorun sormasını bekler (doktor ise bunu sorabilir ya da sormayabilir) ya da bunun yerine başka belirtilerden, örneğin adetlerinin çok şiddetli olduğundan yakınır. Oysa cinsel ilişki sırasında ağrı doktorun tanı koymasını kolaylaştıracak önemli bir belirtidir.

CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRININ NEDENLERİ

Doktorlar cinsel ilişki sırasında ağrıyı (disparöri) ikiye ayırır: yüzeysel ağrı ya da derinde ağrı.

Cinsellik Yüzeysel ağrı
Yüzeysel ağrı: Ağrı vajina girişi çevresinde hissedilir.

 

Penis vajinaya girerken ağrı oluyorsa ve vajinanın girişinde hissediliyorsa, yüzeysel disparöni sayılır. Penisin vajinaya rahatça girebilmesine karşın, bütünüyle girdikten sonra “derinde” karnın alt tarafında bir ağrı hissediliyorsa, bu derin disparöni olarak adlandırılır. Bunların ikisi birlikte de görülebilir.

Cinsellik Derinde ağrı
Derinde ağrı: Ağrı penis vajinaya iyice girdikten sonra hissedilir.

 

Vajina kaslarının spazm yapması (kasılı kalması) nedeniyle penis vajinaya hiç giremiyorsa, bu durum vajinizm olarak adlandırılır.

CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA AĞRI NEDENLERİ
Olası neden Ağrı nerede hissediliyor?
Yüzeysel Derinde
Enfeksiyonlar
Doğum ya da ameliyat sonrası sorunlar
Rahim boynu, rahim, yumurta kanalları ya da yumurtalıkları ilgilendiren sorunlar X
Kayganlaşma yetersizliği X
İlk cinsel birleşme
Vajinanın ya da himenin (kızlık zarı) yapısına ilişkin sorunlar X
Psikolojik nedenler

Yukarıdaki kutuda cinsel ilişki sırasında ağrının yaygın nedenleri veriliyor.

  • Enfeksiyonlar (yüzeysel ya da derinde): Mantar (kandida), triko monyaz (bir tür mantar), genital her pes ve hafif bazı bakteri enfeksiyonları cinsel ilişki sırasında ağrı yapan yaygın nedenler arasında yer alır. Şu belirtiler olabilir:
    • Vajina akıntısının renginde, kokusunda ve miktarında değişiklik
    • Kaşıntı ya da ağrı
    • Kabarcık ya da sivilcelerin görülmesi; bunlar patlarsa içinden saydam sıvı, kan ya da cerahat çıkabilir.

Klamidya enfeksiyonu ya da belsoğukluğu (gonore) daha seyrek görülür, ama rahim boynu, rahim, yumurta kanalı ve yumurtalıklarda iltihaba yol açarak derinde hissedilen ağrı yapabilir.

Enfeksiyondan kuşkulanılıyorsa, cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından tam bir değerlendirme yapılması gerekecektir. Bundan sonra uygun tedavi verilebilir.

Genel kural olarak cinsel organları yalnızca suyla yıkamak en iyisidir; sabunlar, duş jelleri, köpük banyoları ve mikrop öldürücü maddeler vajinadaki sağlıklı bakterileri yok eder ve diğer enfeksiyonların gelişmesine uygun bir ortam hazırlar.

Enfeksiyon geçtikten sonra kalan iltihap ve kayganlaştırıcı salgıların azalması yüzünden cinsel ilişki bir süre daha ağrılı olabilir.

  • Doğumdan ya da ameliyattan sonra yaşanan sorunlar (yüzeysel ya da derinde): Özellikle doğum sırasında vajinada yırtılma varsa ya da bir bölüm kesilip daha sonra dikildiyse (episyotomi), doğumdan sonra vajinanın biçiminde bazı değişiklikler olabilir. Oluşan nedbe dokusu vajinanın diğer bölümleri kadar esnek olmayabilir, bu da cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olur.

    Kadınlar doğumdan sonra istedikleri zaman ya da yırtık veya dikişler iyileşir iyileşmez cinsel ilişkiye girebilir. Kadınların bir kısmı doğumdan iki hafta sonra cinsel ilişkiye başlarken, bir kısmı doğum sonrasında ilk doktor muayenesine kadar beklemeyi tercih ediyor. Doğumdan sonra cinsel isteklerinde (libido) değişiklik (artma ya da azalma) olduğunu ve cinsel ilişkinin, doğum sırasında vajina kasları fazla gerildiği için gebelikten öncesine göre oldukça farklı duygular yarattığını fark edebilirler.

    İdrar tutamama ya da rahim sarkması (prolapsus) nedeniyle yapılan ameliyatlardan sonra da vajina bölgesinde bazı değişiklikler olabilir. Bazen cerrah, nedbe (yara) dokusu gelişmiş alanları düzelterek cinsel birleşmenin kolaylaşmasını sağlayabilir.
     

  • Rahim boynu, rahim, yumurtalık kanalı ya da yumurtalık sorunları (derinde ağrı): Aşağıda sıralanan yaygın bazı jinekolojik sorunların hepsi cinsel birleşme sırasında derinde hissedilen ağrıya neden olabilir:
    • Pelvik enflamatuar hastalık (enfeksiyon nedeniyle rahim ve yumurtalık kanallarında iltihap).
    • Miyom: Bunlar rahim içindeki sert bağ dokusu kütleleridir. Tek ya da birden çok olabilir ve büyüdükçe ağrıya yol açabilir.
    • Endometriyoz (rahim dokusunun rahim dışında gelişmesi; bu durumda âdet kanaması sırasında bu doku da kanar).
    • Yumurtalık kistleri: Bunlar giderek büyüyebilir ve cinsel ilişki sırasındaki basınç ağrıya neden olabilir.

    Bunlara şiddetli, sancılı ya da düzensiz âdet kanamaları eşlik edebilir. Âdetler arasında ya da cinsel ilişkiden sonra kanamalar da varsa ya da karnın alt bölümünde ağrı ve kilo kaybı söz konusuysa rahim boynundaki ya da pelvis (leğen kemiği) bölgesindeki tümörleri de dışlamak için gerekli incelemeler yapılmalıdır.

    Kadınlar servikal sürüntü testini daima zamanında yaptırmalı ve muayene ve gerekli incelemeler için doktora başvurulmalıdır. Ultrason incelemesi ve uzman görüşü alınması gerekli olabilir.
     

  • Kayganlaşma yetersizliği (yüzeysel ağrı): Uzun süreli ya da sert cinsel birleşmelerde ya da çok sık (günde birkaç kez) yapılan cinsel birleşmelerde sürtünme nedeniyle ağrı olabilir. Bu sorun su bazlı kayganlaştırıcılarla azaltılabilir, ama rahatsızlık geçene kadar cinsel birleşmeden kaçınmak da bir fikirdir. Yağ bazlı kayganlaştırıcıların (masaj yağları, vazelin, yemeklik yağlar, vb) lastiğe zarar vererek prezervatif kazalarına yol açtığını unutmayın.
Üretilen kayganlaştırıcı salgı miktarı cinsel uyarılma sırasında bile kadından kadına çok farklılık gösterebilir, bu nedenle ek kayganlaştırıcı kullanmak cinsel ilişkiyi rahatlatabilir.Vajina kuruluğu ve vajina dokusunda incelme menopozun sonuçlarından biridir. Dolayısıyla menopozdaki kadınlar ek kayganlaştırıcı kullanmalı ve bölgesel olarak vajinaya ya da tüm vücuda yönelik hormon yerine koyma tedavisi almayı düşünmelidir. Kayganlaştırıcı Jel
Su bazlı kayganlaştırıcılar cinsel ilişkiyi rahatlatabilir
  • İlk cinsel ilişki (yüzeysel ve/veya derinde ağrı): İlk kez cinsel ilişkiye giren kadınlar, özellikle tamponla ya da başka nedenlerle himen (kızlık zarı) yırtılmamışsa ağrı duyabilir. Buna endişe, deneyimsizlik (her iki eşin), yeterince uyarılmama, dolayısıyla yeterli kayganlaştırıcı salgılanmaması ve erkeğin beceriksizliği ya da fazla zorlaması gibi etmenler de eklenir.

    Endişeyi azaltmak için şunlara dikkat edilebilir:

    • Cinsel birleşme konusunda yeterli bilgi edinmek,
    • Önceden gebeliği ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları önleyici tedbirler almak (örneğin prezervatif kullanmak ve gebeliği önleyici hap kullanmak),
    • Bulunulan çevrede ve eşle kendini rahat hissetmek,
    • Penis vajinaya girmeden önce yeterince kayganlaşma olduğundan emin olmak.

    prezervatif e su bazlı kayganlaştırıcıları güvenle kullanabilirsiniz. Yağlı kayganlaştırıcıların çoğu (vazelin, masaj yağları, yemeklik yağlar) prezervatif in yırtılmasına neden olur.
    Vajinaya önce bir parmağın, ardından iki parmağın sokulması ve penisin vajinaya aşamalı olarak yavaşça girmesi yararlı olabilir. Kadının bütünüyle gevşemesi ve vajinanın penis tarafından gerilmesi duygusuna alışması için birkaç cinsel birleşme dönemi gerekebilir.
    o Vajinanın ve himenin (kızlık zarı) yapısına ilişkin sorunlar (yüzeysel ağrı): Bazı kadınlarda vajina girişi çok dardır ve gerilince acır. Bazı kadınlarda da normalde ilk cinsel ilişkide yırtılan himen kalındır ve tam yırtılmayarak ağrıya neden olur ya da ucu ikiye ayrılır ama ortada sert bir bant kalır ve cinsel birleşme sırasında rahatsızlık verir. Sayıları az da olsa bazı kadınlarda vajina bir doku bölmesiyle uzunlamasına ortadan ikiye ayrılmıştır, cinsel birleşme sırasında bu da ağrıya neden olacaktır.

    Doktorun muayenesiyle seyrek görülen bu gibi sorunlar kolayca dışlanabilir ya da böyle bir sorun varsa çoğu zaman basit bir ameliyatla hemen giderilir.
     

  • Psikolojik nedenler: Kadında cinsel birleşme sırasında vücuda bir giriş söz konusu olduğu için, sevişme güvenli bir ortam ve gevşemiş bir ruh hali gerektirir. Duyulan herhangi bir endişe (kendi cinselliğiyle, gebelikle, ilişkiyle, vb. bağlantılı) vajina kaslarının gerilmesine ve cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir.

    Kadın, ağrıya yol açabilecek Fiziksel bir etmen nedeniyle ya da çocuk doğurma ya da tecavüz gibi kötü bir anıyla da gerilebilir. Yoğun endişe aşağıda tartışılan vajinizme yol açabilir. Psikolojik bir nedenin varlığından kuşkulanılıyorsa, bir cinsel ruh sağlığı (psikoseksüel) danışmanlığı işe yarayabilir.

Vajinizm
Vajinizm vajinanın alt bölümündeki kasların denetim dışı kasılması sonucunda penisin girişinin ağrılı ya da imkânsız olması şeklinde tanımlanır. Bazı vakalarda uyluk kasları da kasıldığı için, eşin vajinaya yaklaşması bile mümkün olmaz.

Vajinizm bulunan kişilerin bir bö-lümü tampon kullanabilir ve vajinal muayene yaptırabilir ama cinsel ilişki kuramaz, bir bölümünde ise vajinaya dokunulması ya da herhangi bir şeyin girmesi tepkiye yol açar.

Evliliğin cinsel birleşmeyle tamamlanamamasının en yaygın nedenlerinden biri olan vajinizmin yaklaşık bin kadından beşinde görüldüğü sanılıyor ve seks terapistlerine başvurularda görülme sıklığı %5 ile %42 arasında değişiyor.

Yoğun bir ağrı ve endişe varsa, yukarıda sayılan ağrılı cinsel ilişki nedenlerinin hepsi vajinizme yol açabilir. Tecavüz ya da cinsel istismar gibi çok sarsıcı cinsel deneyimlerden sonra da görülebilir.

Belirgin bir tetikleyici etmenin olmadığı ve kadının daha önce cinsel ilişkiye girmediği durumlarda vajinizme yol açan cinsel birleşme ve kadın cinsel organları konularındaki bilgisizlik ya da yanlış bilgilerdir. Cinselliği ve çıplaklığı “kirlilik” olarak algılayan suçluluk duygusu ve derin kültürel ya da dinsel inançlar da rol oynayabilir.

Vajinizmin giderilmesinde anlayışlı bir doktorun ya da seks terapistinin desteği çok yararlı olabilir.

Cinsellik Vajinizm
Vajinizm, vajinanın alt bölümündeki kasların denetim dışı kasılmasıdır.

 

Nazikçe gerçekleştirilen bir muayeneyle fiziksel sorunlar dışlanmalıdır. Bundan sonra kadının vücuduyla ilgili korku ve fantezilerini dile getirmesine olanak verilmeli, ardından da kendi cinsel organlarını tanıması sağlanmalıdır. İsterse bu görüşmelerde eşi de yanında bulunabilir.

Kadının hangi kaslarının kasıldığını ve bunları nasıl gevşeteceğini anlaması sağlandıktan sonra, doktor bir parmağın hafifçe sokulmasının mümkün olduğunu gösterir. Daha sonra kadının bunu parmaklarıyla ya da farklı boyutlardaki “vajinal alıştırıcılar”la kendisinin denemesi teşvik edilir. Daha sonra tam bir cinsel birleşmeden önce çift, penisin girişini kadının denetim altında tuttuğu egzersizler yapabilir.

Sonuç son derece iyidir ve seks terapistleri bu sorunlarda çok başarılı olduklarını belirtiyorlar. hafif vakalarda birkaç görüşme yeterli olabiliyor, ama ağır vakalarda daha fazla görüşme yapılması gerekebilir.

Vajina daraltma estetik ameliyatı hakkında merak ettikleriniz

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Estetik Cerrahi

Vajina daraltma estetik ameliyatı hakkında merak ettikleriniz!Vajina daraltma estetik ameliyatı hakkında merak ettikleriniz!

Malesef bir çok kadın özellikle doğum sonrası vajinal değisimden dolayı ciddi bunalımlara girebiliyor. Kendisini ruhsal anlamda ciddi sorunların içine sürükleyen bu konunun aslında estetik cerrahide çözümü gayet basit.

Vajina ilerleyen yaş, normal doğum, cinsel ilişki, kürtaj ve benzeri müdahaleler gibi nedenler sonucunda genişleyebilir.

Genişleyen vajinanın yeniden eski sıkılığını kazandırmak amacıyla yapılan ameliyatlara “vajina daraltma ameliyatı veya vaginoplasti (vajinoplasti) operasyonu” adı verilmektedir.

Devamını oku

Doğum Sonrası Cinsel İlişki Ne Zaman Yapılmalı ?

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik, Gebelik

Doğum Sonrası Cinsel İlişki Ne Zaman Yapılmalı ?

Doğum Sonrası Cinsel İlişki Ne Zaman Yapılmalı ?

Doğum Sonrası Cinsel İlişki Seks Ne Zaman Yapılmalı ?

Cinsel ilişkiye başlamak için hekiminizin görüşlerini almak sizin için en iyi yoldur. Yapmış olduğunuz doğumun biçimini, yırtık veya epizyotomi olup olmadığını, iyileşme ve düzelmenin derecesini göz önüne alan hekiminizdir.

Bazı hekimler doğumdan sonra 6 hafta geçmesi kuralını, hastalarının durumlarına bakmaksızın genel olarak uygulama taraftarıdır. Bunun sizin hekiminiz için de geçerli olabileceğini ve sevişebileceğinizi hissediyorsanız, bu kuralı bozup bozamayacağınızı sorunuz.

Bu durum ancak rahim ağzı iyileşmiş ve akıntı kesilmişse mümkün olabilir. Kendi rahatınız için, ilişkinin perine bölgenizde rahatsızlığa yol açmaması için, beklemeniz daha iyi olacaktır.

Eğer öneriniz kabul edilmezse her zaman hekiminizi dinleyin. 6 hafta beklemekle bir şey kaybetmezsiniz (en azından bedensel olarak), oysa beklememek zarar görmenize neden olabilir.

Adet öncesi sendromu (PMS) nasıl atlatılır?

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Kadın Özel, Sağlık - Hastalıklar

Adet öncesi sendromu (PMS) nasıl atlatılır?

Adet öncesi sendromu (PMS) nasıl atlatılır?

Adet öncesi sendromu (PMS) nasıl atlatılır?

Gerginim, sinirliyim, ağlamak istiyorum, başım ağrıyor, çikolata sosunu kaşıkla yemek istiyorum, karnım davul gibi şişti, saçım şekil almıyor, kilo aldım… Mutsuzum! Çünkü adet zamanım yaklaştı!` diyorsanız. Yazımız derdinize deva…

Premenstruel sendrom (PMS), menstruasyon yani adet görmekle ilintili semptomları kapsar.

Şikayetler adetten bir ya da iki hafta önce, yumurtlamadan hemen sonra başlar ve adet dönemindeki birkaç günü de etkiledikten sonra geçer. Üreme çağındaki herhangi bir yaşta başlayabilir ve her kadın tarafından farklı yaşanır. PMS, menopoz döneminin başlaması ve adet görmenin bitmesiyle geçer.

PMS ve adet sancıları birlikte olabilse de; birliktelik sıklığının değişmesi, farklı mekanizmalara bağlı olarak ortaya çıktığını düşündürür. Premenstruel sendromun sebepleri henüz tam olarak bilinmemekle beraber; kadının adet dönemi sırasında hormonlardaki değişimlere verdiği normal dışı yanıt ve tepkiler olarak açıklanabilir.

Stres ve duygusal faktörler PMS´ ye sebep olmaz. Yaşanan problemler çoğu zaman kişinin yaşamını olumsuz etkiler.

Pms belirtileri nelerdir?

Halsizlik ve huzursuzluk, akne, göğüslerde şişkinlik ve hassasiyet, uyku düzensizlikleri, mide şikayetleri, kabızlık ya da diyare gibi bağırsak alışkanlıklarında değişiklikler, kas-eklem ağrıları, konsantrasyon güçlüğü, iştah açılması, ruh hali değişiklikleri, ağlama krizleri, huzursuzluk ve depresyon sıklıkla görülen semptomlardır.

Yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir

Kadınların yüzde kaçının PMS´den etkilendiğini belirlemek zordur. Amerikan Jinekoloji ve Obstetrik Komitesi (ACOC) verilerine göre kadınların yüzde 85´inin aylık adet döngülerinde bahsedilen semptomların en az birinden etkilendiği tahmin ediliyor. Çoğunluğu bu semptomları kolayca atlatırlar ve tedaviye ihtiyaç duymazlar.

Ancak adet gören kadınların yüzde üç ila sekizi, PMS´nin daha şiddetli bir formundan rahatsızdır. Bu gruptaki kadınların hayatları, şikayetlerinin şiddetiyle o dönemde sekteye uğrar ve yaşam kaliteleri düşer. PMS genellikle geç 20´lerin sonu ile 40´ların başında olan kadınlarda ve ailesinde depresyon hikayesi olanlarda daha sık görülür. Bu semptomların olumsuz etkilerini azaltmak için alınabilecek bazı basit önlemler vardır.

Şişkinliği ve gerginliği önlemek için ne yapmalıyım?

Kafein, sigara ve alkolden uzak durun

PMS´ten uzaklaşmak için her kadına farklı yaklaşım gerekiyor. Birine iyi gelen tedavi diğerinde faydasız olabilir. Şikayetler, doktora gitmeyi gerektirmeyecek kadar hafifse alınacak küçük önlemler ve yaşam şeklindeki basit değişiklikler yararlı olabilir.

Her gün kalsiyum, D vitamini ve folik asit içeren vitaminler almak ve düzenli egzersiz yapmak önemlidir. Ayrıca sağlıklı beslenmek (meyve, sebze, tam tahıllı gıdalar ağırlıklı), şekerli ve tuzlu yiyeceklerden, kafeinden, sigara ve alkolden uzak durmak, düzenli ve yeterli uyumak, stresle baş etmenin yollarını bulmak bu dönemde şikayetlerin hafiflemesini sağlayabilir.

Daha ağır seyreden durumlarda ise doktora danışılması, hatta gerek görülürse reçeteli ilaçlar kullanılması uygun olabilir.

`Adet öncesi kilo alıyorum, davul gibi şişiyorum` diyorsanız…

İşte bu dönemdeki kilo artışı, tatlı krizleri, sindirim problemleri hakkında merak ettikleriniz ve uzmanların çözüm önerileri:

PMS döneminde neden kilo alınırsınız ?

Bu dönemde alınan kiloların sebebi ödem (sıvı tutulumu)dir. Yani bu kiloların büyük bir kısmı bu dönemde bazı (progesteron ve östrojen) hormonların değişen dengeleri sonucunda vücutta biriken sıvı´dır.

Toplanan sıvı genellikle karın bölgesi, göğüsler ve yüz çevresindedir. Gözle görebileceğiniz bu şişkinlikle beraber göğüslerde aşırı hassaşlaşma, gerginlik hatta acı duyma, vücutta su toplanmasının sonucunda oluşur.

Bu dönemde yine, hormonal değişimler sonucu, sindirim sisteminin olumsuz etkilenmesi sonucu görülen kabızlık da, vücuda şişkinlik hissi verir. Bu şişkinlik hissi sizi kilo aldığınızı düşündürerek etkiler. Adet dönemi bitmesiyle, bağırsakların normal çalışma durumuna dönmesi sonucu,kabızlık sona erer ve aynı zamanda hormonların normal dengeye ulaşmasıyla birlikte vücutta biriken fazla sıvı da atılır, vücudunuzu şişiren ödemden kurtulursunuz. Aynı zamanda aldığınız fazla kilodan da.

Tatlı krizlerini nasıl önlerim?

Ah şu tatlı krizleri Ne yapmalı?

Tatlı yeme eğiliminizi de ağır, şerbetli, hamurlu tatlılar yerine daha hafif, daha az kalorili ve besleyici özellikteki sütlü tatlıları veya meyve tatlılarını tercih edebilirsiniz. Sütlaç, güllac, muhallebi, pelteler, ayva-armut-elma tatlıları gibi. Tatlılarınızı tatlandırıcı kullanarak da hazırlayabilirsiniz.

Aslında meyve tüketerek de tatlı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Meyvelerin içerdiği fruktoz (meyve şekeri) sayesinde kan şekeriniz yükselecek ve tatlıya olan eğiliminize çözüm olabilecektir. Orta büyüklükteki bir armut, 3-5 adet kuru kayısı, 1 avuç üzüm, 10-15 adet çilek, 1 orta büyüklükte portakal meyvelerden tercih edebileceklerinizin sadece küçük bir kısmı. Böylece gereksiz yere kalori alımından kurtulup, daha sonra pişman olacağınız bir davranış sergilememiş olacaksınız.

PMS Döneminde yaşanan ´tatlı krizi´nin sebebi nedir ?

Birçok kadın, adet dönemi öncesinde tatlı krizi yaşar. Çikolata ve bunun gibi tatlı, şekerli yiyecekleri yemek isteğinin nedeni, östrojen hormonunun vücutta dolaşımının azalmasıdır. Östrojen, kadınlar için ´uyarıcı´ bir hormon niteliğindedir. Östrojen hormonunun azalmasıyla, kan şekerindeki düşme eğilimi artar ve bunun sonucunda da kendimizi tatlı yeme ihtiyacı içerisinde hissederiz. Magnezyum mineralinin düzeyindeki azalma da bu tatlı isteğini tetikler.

Adet öncesi kilo almamak için nasıl beslenmeliyim?

PMSDE GENEL BESLENME ÖNERİLERİ NE OLMALI?

Kompleks karbonhidratlara yönelin. Kan şekerini dalgalanmalardan uzak tutmak amaçlı, basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidrat içeren besinlere ağırlık verilmelisiniz. (Kurubaklagiller, tam tahıllı ürünler gibi ) Buna dikkat ederek aynı zamanda ödem oluşumunu da azaltmış olacaksınız.

Magnezyum içeren besinler veya gerekirse magnezyum suplemanı önemli. Magnezyum içeren besinler özellikle bu dönemde daha çok tercih etmeli, gerekirse magnezyum takviyesi alınmalısınız. (Yumurta, et, süt, balık, kurubaklagiller, brokoli, kabak, tahıllar, çikolata, badem iyi birer magnezyum kaynağıdırlar.)

Tuz alımına dikkat! Vücuttaki ödemin oluşumuna neden olacağından tuz tüketimine özellikle dikkat edilmelisiniz. Özellikle vücudunuzda ödem varsa tuz tüketimini ciddi anlamda azaltmalısınız. Tuz içeriği yüksek hazır gıdalardan uzak durmalısınız.

Posalı ürünleri eksik etmeyin. Hem kabızlığı önleme amaçlı hem de tokluk hissini artırma adına posa tüketimine önem vermelisiniz. Sebze ve meyveler, tam tahıllı ürünler başta olmak üzere posa içeren besinler öğünlerinizden eksik olmasın.

Sıvı tüketimine dikkat! Ne az, ne de çok fazla sıvı tüketmek yanlış olur. Sıvı tüketiminiz 1,5-2 lt. arası olmalı. Ödeme sebep olacağından sıvı tüketiminizde 2 litreyi geçmemelisiniz.

Az ve sık beslenme yaşam tarzınız olsun! Yeterli ve dengeli beslenmenin en önemli basamağı 5-6 öğün beslenmedir. PMS dönemini daha rahat atlatmada öğün düzeninin yine çok önemli yeri vardır. Öğün atlamadan, az miktarlarda ve sık beslenmeye özen göstermeli, bunu yaşam tarzı haline getirmelisiniz.

Çay, kahve, alkol tüketimi sınırlandırılmalı. Ödeme sebebiyet vereceğinden bu içeceklerden olabildiğince uzak durmalısınız. Ayrıca; kafeinin olumsuz etkileri de bu dönemde sizi normalden daha çok etkileyebilir.

PMS semptomlarını azaltmada; D vitamini ve Kalsiyum tüketimi önemli. Yeterli ve Dengeli Beslenme Davranışı çerçevesinde tüketilen günlük en az dört porsiyon süt ve süt ürünlerinin, PMS`in başlıca semptomları olan kızgınlık, gerginlik, yalnızlık hissi ve ağlamaklı olma durumlarını daha az hissetmede etkili olduğu görülmüştür.

Sıcak soyunma sanatı!

27 Kasım 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

 

Sıcak soyunma sanatı!

 

 Sıcak soyunma sanatı!

Dita Von Teese gibi striptiz yapın demiyoruz ama yatak odasında üstünüzdekileri kirliye atar gibi çıkarmak yerine, küçük seksi bir oyunla onlardan kurtulabilirsiniz. Bu hem sizi havaya sokar, hem de partnerinizi kışkırtır, tahrik eder.

Sadece ne giydiğiniz değil; nasıl çıkardığınız da önemlidir!

İnanın ki bu ufak şovunuz sırasında onun aklına ne selülitleriniz ne de yeterince güzel olmadığını düşündüğünüz göğüsleriniz gelecek…

 

İşte kışkırtıcı soyunmanın detayları:

 

Silahlarınızı doğru seçin!

 

Sıcak soyunma sanatı!

En güzel yönlerinizi ortaya çıkaran giysiler seçin. Mesela, en güzel yeriniz göğüslerinizse, göğüslerinizi en güzel biçimde sergileyecek bir büstiyer seçin.
Arkadan hoşlanan erkekler içinse, poponuzu ortaya çıkaran bir g-string seçin.

 

Acele etmek yok!

 

Sıcak soyunma sanatı!

Bu demektir ki, birden bire ortaya çıkarıp kafasına geçirmeyeceksiniz. Sutyeninizi çıkarmadan önce, yavaşça bir askısını aşağı kaydırın, çok ağır ve kendinize dokunarak biraz oyalanın.
Sonra da ötekini askısını yavaşça sıyırın.

Tüyo: Kucağına bırakmadan önce, sutyeni gözlerinin önünde yavaş yavaş sallayın.

 

Stiletto büyüsü!

En son ana kadar yüksek topuklu ayakkabılarınızı çıkarmayın. Bu, bacaklarınızı daha uzun ve sanki porno filminden çıkmış gibi gösterecektir

Şimdi şov zamanı!

 

Uzun ince çorap giyin. Bir sandalyenin üzerine oturup her seferinde bir bacağınızı kaldırarak ve çorabınızı bacağınızdan yavaş yavaş sıyırarak, çok seksi bir görüntü sergileyebilirsiniz.
Erkeğiniz bu durumda, aman tanrım diye kükreyecektir.

 

Soyunurken bu moda tabulardan uzak durun:

 

• Alengirli manşetler: Bunları önceden çözün ki, bluzunuzu çıkarırken duraklamayasınız.

• Sıkı balıkçı yaka kazaklar: Soyunmanın ortasında sıkışıp bir akide şekeri yerine kaplumbağa gibi görünmek istemezsiniz.

• Lastik belli giysiler: Çıkarıldıklarında teninizde çok seksi(!) izler bırakırlar.

• Arkadan kopçalı sutyenler: Önden kopçalılar arzuyu azaltıcı uğraştırma riskini azaltırlar ve işin büyüsü bozulmadan devam edebilirsiniz.

• Jartiyerlerden vazgeçin: Dantelli çorap lastikleri daha az uğraştırır.

Sonraki yazılar »